Eski bir renk bilinci
Beyazı da bilirdi
Karadan çık yola
İnsanlığı temizle
Sil sil akla
Griye varırsın belki
Çağlar geçti belki artık uyanıyoruz
Biz uyansak da diyemleri bulamıyoruz
Genzek ve dişsel bir sessizde hâlâ duruyoruz
Fakfon* gümüşler sıvadık yalnızlığımıza
Oysa bir kendimiz var ondan kaçamıyoruz
Sular durgun, sular sâkin, sular ölgün
Martılar gezintide sanki
Bu sütlü mavi üstünde
Bir ince çizgiler kanatları
Çırpmıyor
Asûde Boğaz bu ikindi vakti
Boğazın düş sandalları
İlk anılarda
Mavi yeşil sesleri kürek sularının
Bir tuhaf derinler sessizliği
Gölgeler
Ve beyaz köpükler üstüne gizem girdapları
Bakın burada zaman yok
Sonsuzluk düşünüzde...
Burada gerçek yalnız
Katı, acı, sarı:
Şu boyutsuz bekleme!
Sen
Çağlar çağlayanı
Çılgın köpüklerle delip de
Şu vahşi kayaları
İçimdeki zamanları
Sonsuza akıtan…
Akşam vakti
Bu minare
Döne döne
Siyah kuş çizgileri
Mor bulutlar üstünde
Çırpınan sükût
Bu ne rüzgârlar, iklimler ardışık
Bu ne koşulsuz erişimler ki
Bir kısır mengenedir
Altı üstü çaresizlik
Adımlar bitişik çamurlar içre
Görüyorum geldiğini uçar gibi
Dönen rüyalardan
Görüyorum işte
Bir mavi kelebek gibi buradasın
Benim, sensin, var isen işte varsın!
Bitirmek istiyorsun ki bebek
Bir fırıldış deşer gibi toprağın
Bahar toprağın, ıslak, kara
Ölü toprağın
Al bebek, mor bebek, erguvan
Renkler rengârenk, küçük,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!