sahil boylu düşlerimiz vardı
zaman nedir bilmezdik
kent adamı olmadık hiç
kırsaldı hüzünlerimiz
özlemlerimiz pastoral
kendimize yabancı olan
bencilce kirlendim hülyasız
masum çığlıklara çok mu uzaktık
benzimdeki candan kiraz yaylalarında
avurtları çökük bir çocuk
uyandığım her kırılan dal gürültüsünde
hınzır bir yoksunluk didikler gururumu
ben:
mahallelerde çocuk oyunu
pencelere güneşi özleme fırsatı
gözağrımdır yağmura ağlamak
sımsıkı sarmaş dolaştım
gecenin şarkımızı ruhuma anımsatmasıyla
seslen bana ey yolculuğa çıkma heyecanım
tamamla yıldızların coşkusunu
darılmasın samanyolu yalnızlığıma
ey kuşların kızılca kıyamet ilk akşam huysuzluğu
ayaklarım sulak bir asfalta yapışkan
veremli ışığım benim
öksürdüğün gecede loşlaşan bu safra
sensizlikti demeyeceğim bundan sonra
şemsiyemin altında gün yüzü görmemiş
çırılçıplak doğmamış bir çocuğum
çoğu zaman geceyi bilmem
adımı bile merak etmezken
güldüğünün kıyısına tutuldum nasılsa
şehirler kendinde sanırken kerameti
sığamadığım yalın sokaklarda sen yoktun
ak ve doru bir tay gibi şahlanırken umutsuzluk
ilk sabah ışıkları yaralarken yüzünü
özlemlerle kınalanır hüzünlerimin rengi
kendimde kiracıyım
kahkahalarım çarçabuk ölümlü
yedi iklim harcadım
uykusuna duracak bir bekleyiş
nankör güz ikindilerinde
ektim seni kan tarlası gözlerime
gökyüzü ağlamaklı
aynı şeyi söylemekti ölmek
yaşam ölüme asiyse anlamlı
çağrılmaksızlığımsın
otobüste:
akşamın türküsü acı
mahşerin yalnızlığı bu
çoğul yankısız
dost ıslıkları yorgun




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.