suyu çizer aksinin kendinden emin keskin bilmişliği
denizin en derin yerini bilmektir
dalmak
senden başkasının varlığını kabullenmemeye
ölümün cahilliği
göz mü kamaştırır sanırsın
ikinci bir kimliğim var
yağmurun ilk kokusunun peşinde
paralayan kendini
işte susmamak karnem:
satır aralarında közlenmiş süreksizlik örneği
havalar soğurken izlemiş olduğum
kısık ateşli orkestrasıydın sözde kuzgun
eflatun korkağı mevsimlenişlerin
riya ağaçlar akşama mutlaka ölü
ve öpüşmeyi bildirilerime yazdım kumrusal
doğruların önünde sadece zafer doğurgan
hülya saçlar mutlaka zamana köle...
sonsuzluğun ortasında bir ozan:
evreni yaşatan hayat damarları
sana koştuğum yollardır
yaşamaya olan zaaflarım
ne sen ne bir başkası
karşımda gülüşün uzak ilkyaz özlemleri
kağıt gemilerim kalsın denizlerimde izin ver
uzak düşlerimle ıslansın ellerim sıkıntısız
mütevazi rüyalarımda kaçıncı kez gittin güvercinli
gerçekler abartılıdır oysa bir ayrılığın ortasında
ne bir kanat sesi ne bir serap yanılgısı...acı...
yalnızlığın en köşesindeydim
aklımın ucunda devamlı gideceğin
ortasında olduğum tek şey
düşünmekti...
herşeyden önce sesime dokun istedim
karıştım sesinin kalabalığına
yokuş yukarı ikindilerde
bütün yönlerin hazin ve
açık vişne çürüğü sonuyum ben
sesinin kalabalığında ağır düşünceli
bir ara sokak mutluluğu
kitap heyecanlarıyla dağıldı ev
kararık odada unuttuğum sesim
hala seviyor seni...
ölü kuş portreleri çiziyor uykum
uyanınca bir göçten kurtuluyorum sanki
balkonlarımız akşamlara hazırlanırdı
rüzgardan kaçmak imkansız
sokaklar boyu acılı bir bekleşmek bu
biliyorsun rüzgarlar acılaştırırdı
balkonlarımıza düşen rüzgarın sesini
çocuk seslerine banardık acılaşmamızı




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.