kırağılarla çepeçevrelenmiş gurbetimiz
biz aydınlığın vefalı ustalığıyız kalem yürekli
sevdamızdı tek hazinemiz uçurtma boylu
deli fişek tek tabanca, elimizde ferhadın gürzü
acılarımızla şakıdık sesimiz akar su oldu halka
yardık dağları orta yerinden güldük yolların
yok yere bitirdin göğümüzü saçılgan sıçramaklı
açık farkla önde ayrılık burnunu sil sulu gözlüm aykırı
hecelerimin mutfağında acının binbir tonu kekre sevdalılık
müthiş doyuşsuzluk herşeyi uydurmaya çalışmak sana
şehri üşüyerek tanımak kadar zor marazi
önümüzde penceresiz bir deniz
küçük bir odadayız
acıya şaşmıyoruz
aramızdaki güneş olunca...
gündüzleri yalnız uyuduğumda
dönerim sana bakarsın ellerin samanyolu
ben söylenmemiş şarkı olurum dilinde ihtiraslı
parmaklarımda boşluğun çığlığı yağmur,dolu
ayartılmış umutsuzluğumda ben her an yaslı
israf edilmiş vicdanı parçalanmışlığın
gazaba uğramış hatalarının genç alevi
anlatılmazki
hayatın yaramaz huysuzuyduk
yakamoz ışıltısı kanrevan çökmüş içimize
yolların asi kırlangıçları aşka taşınmış
benliğimin yokuşlarında ayaksız serçedir umut
öğütlerce boş tamtakır kucağımda şiir kırıntıları
papatya beyazı yol yorgunluğunda
güneşinle yakıyorum yüzümü umarsız
toprağın hırsını alacak mı ki ölümüm
doyamayınca güzelliğine ufuksuz bakışlarım
yeryüzü doysun istiyorum anlamaya beni:
'süresiz bir sevdalılık halleri
I
kolların iki nehir gibi
sarınca düşlerimi
üşüdü uyku
özlediğim tatsız tuzsuz kent akşamları
kayboldun gözden
ayrılığa kaynar kazan kaldırma zamanı
göğe küs tren yolculuklarım gibi
acıya kanmamak için şark düşselliğinde
karışmamalıyım hiçbir mevsime elimi kolumu bağlayıp
çıplak suskunluğuna bürünürken erik ağacı




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.