kauçuk ağaçlarının altında avuçlarımda şavkın
boş çay bardakları gölgeleyemiyor
kabuslarımın en güzel trajikomik gerekçesini
yanımda olmadığın anın kendinden korkmasını...
kekre öğlen sonları halsiz ve sakar adımlarım
yaşamanın kendisi boş işlerle uğraşmaktı
boş işlerle uğraşmaksa yaşamak
ağaçların ne zaman büyüyeceğini düşünmek
çırpınışını bir balığın
kalbimdeki yaranın kovuğuna
inci mercan dizeler yollamak
siyaha bandığım ah o korkaklık
son dansını edemeden yıkıldı bedenimde
sert bir sarhoşluktu
oysa bu çocukluktan ibaret sandığım
geveze akşamları boşladım üstelik
her anım omuzları çökmüş alaca şimdi...
karışık bir basitlik hayat
aşk dolduruşa gelir ölümle
dol dol ağla
güncel beğenilerle harcanır aşk
ürküt acımasızlığı arayarak gökyüzünü
sırf çaresiz oldukları için sev serçeleri
akin sıcakları bıraktı çocuklar
çoğunlukla anısı kırılgan tatlı yeşilli
yaklaşanı bilememektir hayatın ta kendisi
sonuçta erken çöken kışın üşütmesidir
ve nedense her öykü hep son öykü...
son kış kokusunda
kuşlar sivri dilli
çocuksu çığlıklarıyla umarsız
o an da sensizdi
olsun
zamanla işim yok
Herhangi Bir Rastlantıydı
herhangi bir rastlandıydı açık sözlülük
seni gördükçe soyunurdum kelime işçiliğine
yavru kuşların şirinliğini bozamazdı hiçbir renksizlik
hiçbir şeyle anmak seni benden öyle kopuk
susmaz zamanı bölen ne varsa
bir dudakların kımıldamaz
başka kimsem yok
hiçbir tutunacak şiirim
seni yad etmekten başka
hayattan daha güzel oluşunu
kimsesiz pazar günlerisin
isterim her anımız pazartesi olsun
hafta başı telaşı aşkı mesaisiz
cuma akşamı hüzünlerini unutarak
hazırlık yapmadan suskunluğa




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.