hicranlı demlendik yok kumrularımız
razı değilim sensiz başlayacak günün ilk kıpırtısına
heveslerim bitti nerde bu ağaç hani yosun gümüşi balıklar
benim değil artık bu sokaklar bıraktım yalnızlığımı bile
kafamın tası attığı yerde
farkettirmeden zamana
Hicransız...Anla
kaybolurdun gözden
ayrılığa kaynar kazan dökülür mü
açık havalı dalın gözeneklerine mil çekilir mi ki
küçük ağızlarıyla şarkı söylemiyor
gözlerini aç
yüzüme vursun ışığın
ay içine kapanık bu gece
kış…soğuk…
bu yağmur bu yağmur
ipince derince
hayırım olur
hayra alamet değil senleşmek bende
aynı odada sabahladığım
serince
gözlerinin pususundayım hayli zamandır
vefalı unutkanlığın var yüzümün anlamında
bana baktığın an güvercinlere gökyüzü yasak
sanki
gözlerimi esir alır hicazların dünya masallaşır
bir gidişin gerçek kalır ağlayışımda
gülmek mahallede düğün hazırlığı
huzur selmanın iş dönüşü
sarışmak asker uğurlaması
babanın ayakkabılarını görmek sürpriz gibi
yağmurda bakkal işi açık yoğurt ulaşmak istediğin
ben daha dikilmemiş yırtık yeri ceketinin
insan hep biraz daha der beklemek yırtık resim
günler işkence curcunası yıllar bir bardak su
gridir aslolan zora bakmak yorar aptallığı
karanlığı şafağın keser
ümit geceden ağrıma kalır
kahkahamdaki yurtsuz nefer
dolanır gelir barikatın olur...
kaygılanır sonsuz uzaya bile
basit ütopyalar için yaratılmadık biz
biz ki koyun koyuna bulutsu yalnızlığında
ezenlerin aklında kol gezen hayaletler
her zaman yollardadır
mağrur olanlar
eskiyen unutulmaz
penceresi uzayın
okşayan tüm evreni
bakışımda kalan
göz kırpışına mağdur mahçup
parçası sanatı sanat yapanın




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.