düşlerimde kalan gölgendir ruhumun tek elbisesi
senden arta kalan üşümekle geçiyor ömrüm
ölüm müsveddeyse ayrılığın var ya
sahte dal kırıklarıyla oyalanmaz yüreğim
nerde bir yaprak değdiyse alnına
ağaçlar küserdi havalara
sokaklarda suskun bir gri
sadece benim bildiğim
çok farklı bir
hayata tutunma şeklidir
gözlerini düşünmek
günlerim nasıl geçiyordu bilmiyordum
çocuk parkında yaram kanıyordu su içmek istiyordum
sabahım uyumak bilmezdi akşamım uyanmak
etine dolgun intiharlarla süslerdim anlatımsızlığımı
aşk vardı ben vardım çöl vardı sen yoktun
sesime giydirecek elbise bulamazdım
gözlerim üzerimde doğum izi
geçmişe döndüğüm an kirpiklerim dökülür
bir sen kalırsın bakışlarımdan geriye
sesinse soluk soluğa uzaklaşır
mutluluğum gibi
hiç dokunmadığım
git
bak normalleşir ölüm
en azından senin için
zararı yok
ben gözbebeklerimdeki yinelenen eskilliğinle
yenilenir
istemeyi unutursa çocuklar
özlemem ben de o zaman
gölgelerinin ruhumdaki
izdüşümlerini bile...
hiçbir yangınıma hayrım dokunmadı
kervan saraylar bildim tutuşmamızı
mesafelere tınmayan kahrolmaktı
birbirimize bakıp ürpermemiz
ilk ürpermemiz
sıcaklık parmaklarımızın ucunda
lahzada içten kopan sunturlu küfür belirsizliğin
gidişinle başlar ölümlerin tarihi
pembe tablolar çizerim mahalle çocuklarına
düşen bir sığırcığı yuvasına koymaktır seni sevmek
her an ağlamağa hazırlanan bir fahişe içimde yokluğun
bıçkın nisan yağmurlarını sığdırabilsem bir çerçeveye




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.