kanatlanır hüzün
ki
aşka boynumuz bükük
kırsal soğuklara kalır ayrılık
dudak çatlar
can kımıldar
hüznüm olursun
ölüm demirbaş ayniyat listemde
ya sen
bozkırın ortasında bir gelincik çiçeği görme mutluluğu
mutsuzluk mu
hadi canıııım sen de
hüzün avcısı olmuş avuçlarımız
ikimizde muhaciriz bu ıssızlıkta
sessizliğin en cefakar şaşkınları
eteklerimizdeki taşları yığarız gözlerimize
göl kuşları gibi bir hayattı istediğimiz
güneşin batışlılığını hor karşılamak gibi
kendindeki sıfır
bendeki sonsuz
imkansızlığının yaşamsal gerçeği
senin gerçek sandığın bendeki hiç
başkası olamam affet dürüstlüğümü
yıllar öncesi de bendim yeni ölmem de ben
son demi tattığımı sandım
sarı bir aralıktı
ılık
sanki günahsız
aşk dolu bir nefesle
son sokağın akşamüstünü
koparacağım yaprak kalmamıştı düşümde
kıracağım bir umursamazlık direnci
acı gibi geçiyorum aklımdan kendim
yığılı bir kitapla üzerinden yaşamın
kala kala seni unutmayı anımsamak kalıyor
ılımış bir suyla ölüyorum
geç kalmıştık bu hayat tarzımızdı
kansız bir iklime düşmek puslu kahve rengidir
her zamanki gibi
üşürsek uçurumlarımız ağlar mı dersin?
hicranlı demlendik yok kumrularımız
razı değilim sensiz başlayacak günün ilk kıpırtısına
heveslerim bitti nerde bu ağaç hani yosun gümüşi balıklar
benim değil artık bu sokaklar bıraktım yalnızlığımı bile
kafamın tası attığı yerde
farkettirmeden zamana
Hicransız...Anla
kaybolurdun gözden
ayrılığa kaynar kazan dökülür mü
açık havalı dalın gözeneklerine mil çekilir mi ki
küçük ağızlarıyla şarkı söylemiyor
kabuk bağladım üstünkörü
eski soğuklar dirildi içimde
atkımda kollarının tadı yok
parasızım
ama dudağının öpmelerini düşlemeyi
hiç unutmadım unutmuyorum




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.