seni gördüğüm o ilk akşam ağlayışına
hüzünler konduruyorum gün ışığı görmemiş
açık renkli bir toprakta kalmıştı aklım
yanaklarınmış
bana karanlığı sevdiren
bu aydınlığın içinde
de:
suçlanır evren
dudağı bükük sokakların
soluğum kendine yaban
yalan gökkuşağı
I.
günle dokundum ve önce ellerinin üzerine
gittiğim heryerden dudağına yeni sesler taşıdım
yalnızlıklar büyüttüğün aynalarına sevgiler yerine
krallığını yıkacağız denizlerden uzaklığın...
yoksul ruj lekesi sade ucuz parfüm vahşiliğin
sevişmeler zengin nazsız kıvrım bolluğu
kanayan benim yine de vücutlar okşamasız
akşam mı gece mi bilmem birden ayrılık şarkısı
kımıldar dudaklarında seviyesiz fahişe alımlı
ben bittiğim vakit sen gayretsiz randevuevi
eski zamanlardan dumanlı bir kıpırtı
gençlik yanmalarından ılık boşluğa akan
anımsanan kadarıyla yumuşak ağustoslu
kenar semtin çamurlarının kurumuşluğunda
yürekte ışkın alazlarıyla titrek alazlı...
şimdilik sesler kesildi
yazdan kalma düş de kalmadı
dokunacak bir ağaç dalı da
uzak da olsa
şimdilik şimdilik var...
gümüşî ve alımlıca geliyor sokaklar üstüme
iş günlerine daha yakın bir ruh halindeyim de
alık alık şarkılar geçiriyorum ya içimden
otobüs kuyruklarında yaşlı teyzeler amcalar
ağbi olmuşum bir de elimde küçücük poşetler
tulum peyniri az tuzlu siyah zeytin rize çayı
kumrularımız eksik olmazdı düşlerimizden
simit ayran kırığı
ayaklarımıza dolaşan bu öğle sonrası bitişli
şairliğe özenirdim
ben aslında aynı şeyleri şiir sanırdım
aslında ben seni sevmeyi tekrarlardım
rahat sokaklarda arıyorum ilk sesini
gecikmiş özlemlere yasaklı akşamlarla
kıvırcık neşeli ev gürültülerinin arasında
tatlı sarı ışıklara
dalgın...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.