aya buluta yağmura yaprağa öykünürdük
bir öykünemedik mutluluğa densiz nedensiz
kişisel sürtüşmemizdi yol yorgunu halimizle
ufka şafağa bakıp hayra yormadığımız kavuşmakla
urlu bir şişkinliktir aldatmaca binbir yüzlü jilet kesiği
cam kesikleri siluetimin ahmak ıslatanları bakışlı
donuk ve uçuk kaçık yaprağını aldım
dudak ısırtırsın kalbime yenik düştüğüm
ne rakı sofrası salaşlığı
ne laciverdi düğümlenme dudaklarımda
yıldızlar batar boğazıma
yolumu bulamam
yürümek ancak sana yakışır
sen varken yaşamam bile
en güzel yaşam senin yaşamın
yaşar görünür seni izlerim ben
bakmam ağaçların küstahlığına
öyle bir acıktım sana
seni sevmeye
konuşmayı
inançlarına ters özleyişlerinle eskimemeyi
bak hala birgün geleceğim diyorum
değiliz daha eşiğinde son oyun çığlığımızın
gözüm bir şeyi görmez
paramparçalığını
yanışını siluetinin
akşama doğrularımın sorularında hep sen varsın
kaldırım taşlarını yıkayan beklenmedik ev telaşım
balkonuma güneş dokundu
gülüyor musun yine bana uzak bir geleceğe
ayrılık delisi bir baharda
hiçbir pencereyi gözlemiyor umut
yaza heveslenmeden beklememeyi öğrendim
sıradışı gelişini başkalarına...
kalbim yüzyıllık çalgı
mart karları zamansız sevda
onüçüncü ayda elli üçüncü hafta üçyüzaltmışaltıncı gün
o sensin işte
son sıradaydım
ömür katarında
umudu merak etmekte
ince beyaz pamuklu
göğe bakarken
Ötesiz Ayrılırdık
kışladır gözlerin ömür nöbetime
sırım gibi olur bakışlarında sabrım
tiril tiril
uyanmak diye bir şey yoktu uyumazdım
melankolikliği sinsi ayılmalarda temmuz
caddenin karşı tarafında
bana gözlerini dikmişsin gibi
gelirken üstüme...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.