beyaz yalanlı bir masumiyettir romantizm
sapsız bir çiçek gözlerinin gülüş anında
senli olmaya hevesli ölmeyi bilerek
bir güne sonsuz kere yabancı kalmaktır
yoksan kendinde ve bende...
mavi bir yağmur gibi vuruyor
bakışların penceresine düşlerimin
konuşsan yitik zambaklar
gülsen bembeyaz
şosesinde kalbimin
damla damla sayıklar ismini
çiçekli pencerelerden
görünmezdi dışarısı
içerimdin soğukta
hayalin de üşümesin diye
çıkarmazdım aklımdan
ilkyazlı gidişlerini de
çağlasız iki yazdık
yazsız iki çağla
ölümü düşünmeyi paylaşırdık
sırt sırta iki yazgı
vişne bahçelerinin gürültüsüne muhtaç
kısık sesli özlemekten bıktım
bağırarak ölmek istemiyorum
kış gelirdi kuş izleri kayıp
ağaçlar içine kapanık çocuklar gibi
üşümeyi annesizlik sanırdım
ölü bir yazda kurudu gözlerim
yollar takılır aklıma
fırsat bulamadığım başaklı hayallere
elim boş gitmeye yüzüm olmaz
yağmura sakladığım hüzne sıra gelmez bir türlü
eski odaları özlemekten...
göğe dalbudak salmışım düşlerimle aşkı
bakışların yerçekimi ben sana yapışkan
mevsimler eskitir yenilerdik hüzünleri tevazusuz
yaramazdık afacan iki serçe süprüntüsü
sevmezdik bu kadar birbirimizi göğü ev bilmeseydik
hadi diyorum yelkenler fora aşkım tüm evrene açılalım
şafakta sur borusu kalk sevdalara bilen der gibi
ilençli türkülere verdim yüzümü ferhat gönenci
masallardan aşırdığım sonu iyi biten sergüzeştim sen
öfkesi dinsin kıyımlarımızın
uzatmadan hiçbir sözü
susmayı paylaşalım
zaman dindirir bu baharın sancısını
üzülme meleğim
ben her halimle ve her anımla
akşam kokularıyla umutla koştuğumu anımsasan
sınırlı şu zamanda içinden hayalin yürüyene
hay huy içinde heyecanı söner tüm kavşakların
belki ağaçlar şaşırır belki kuşlar uslanır
belki bu son eskimeye karşı koyuşuma
yine de yaşamak isteğim direnir




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.