İstanbul'da Üşümenin Dİğer Adı
gökkuşağı sandım gülüşünü
gülüşün masallar ülkesi
aşk ve yalnızlık
istanbul bir çingene akşamı kalbimde
ama nasıl sabaha ağlamaklı
istanbul'da gezen ben değil ancak
İstanbul'da Yokoluş
üsküdar'da dar yürüdüm
kaldım kalakaldım
çocuk parkı sabahlı şaşı bir hüzünde
sıkıcı ölüm sallapati
ışkın dalları narinliği sevişmek isteği
seni aramıştım biraz bira
adı aşklı bir türkü
şafak sökmeden aldın bensizliğin kokusunu
acayip tonal sen ve herşey
sıcaktı
ayaklarımda bozuk asfaltın yaz şefkati
bacağımda çocuk slipli donu
ayaklarımda ufacık şıpıdık naylon terlikler
ellerimi ikindi güneşine uzatmışım sanki...
yalanların çocuğu olamadım ancak kendimi kandırdığım çok oldu.ama sadece kendimi.yalnızlık belki kandırmaktır kendini.oyunların adamı ben değilim. sensiz bu şehrin masumane sokaklarında at koşturduğum, köhnemiş burjuva neonlarında sensizliğin anlamı üzerine düşündüğüm çok oldu.inan sabahlarına uyanamadığımız yalancı hayatların çıkışı yok sığırcık kuşum.
yalanlar yaralı 'o' kuşun kanatlarındaki titrek örselenmişliktir bana inan.ne mutlu yalnızlığımıza.biz günün adamı değiliz.olamayız.sonumuz madaralık olsa olsa.
zamanı bırakalım zamanı düşünmek yakışmıyor bize.zamansızlık bizi bizle tutuşturan.zaman kopuş biteviye.zaman yalanların zorlaması benliğimizi. tepkilerimiz,gülüşlerimiz,düşlerimizin gözlerimizde alevlenmesi,soluğumuzun hiç değişmez kokusu,yaşamamız evreni düşüncelerimizde ve yüreğimizde.
zamanı birlikte aşabilir,yener,anlamını yokedebiliriz ancak.bu anlık düşlerimde bile ilk anki gibi olduğunu bilmene bağlı.
aşk çocukken mahallenin kızlarının ismini duvarlara çişimle yazmama benzemiyor hiç.
mahalle aşkımın küloduna bakıp rüyalara dalmama hiç benzemiyor.onlar çocukluğumuzun zamanı aşmaları olur olsa olsa.
sırım gibi ağladım kaldım haydar paşa'da
utandım haliç bana bakıyordu içine kapanık
çok dişli gülerdik ışıklarımız cebimizde dolu dizgin
karaköy'de seni çıkarıp attım gemilerin boğazı düğümlü
ayşe yan yan bakardın dişlerinin arasında mutsuzluk cigarası
kabataş'ta attın beni gömdün istanbul'a yolcu vapurları
kıyılarına vurdum tanınmamış kurtlar sofrası
tepeden tırnağa istanbul'dum adalar vapuruyla hoşbeş
akşam nasıl gelir nasıl giderdi soran olmazdı kuşkulu
yalın ayak boğaziçine aşık pejmürde sallapati hırtoğluhırt
beylerbeyi'nde anlaşılmamış bir yalı acısı sızım sızım
kanal kanal yalar yüzümü beykoz'da bir kızın gerekçeli intiharı
adres listesinde kem gözlerin çığrış çığrış
zincirleme ad tamlaması bitmeyen ekinoksumsun
çalıp söyleyerek ağırlıyorum yüz çevirişlerinin nazını edasını
örümcek ağlarıyla örülü saçlarım yokluğunda
parmaklarının sekişli çıkarsız
ölüme tertemiz pak harflerimle dokuyorum garipliğimi




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.