müziğim yoktu aklımdaki öncesizliğimde
yaşayamadığımız masal renkli bahçemizin
öğleye yakın sabah aydınlığı
sesinle açan gülün yaprağının yeşili
ve ben hep aynı noktadayım bir tanem
noktasız güzelliğinin ilk harfinde
bir şehrin sessizlik anıydı
gidişinden kalan
ve güvercin sesleri hatırasızken
eski soğuklar gibi kokardı ağaçlar
akşama gömülmek isterdim...
ayrılığa mahkum
esiriz kavuşmağa
azalıyor gece
gece
milyon yıldızdan birinin
sönüşünü duyana uzundur
derinlerde sisli bir sabah yitirdiğim gelmeyecek
on beş yıl önce bittiğin yerde kaldım sabırla
bana baktığın resimde aşkım hiç ölmeyecek
parasız pulsuz serseriyim kuşandığım acıyla
şiirlerim zorunlu açıklama kaybolmadığıma
aya buluta yağmura yaprağa öykünürdük
bir öykünemedik mutluluğa densiz nedensiz
kişisel sürtüşmemizdi yol yorgunu halimizle
ufka şafağa bakıp hayra yormadığımız kavuşmakla
urlu bir şişkinliktir aldatmaca binbir yüzlü jilet kesiği
cam kesikleri siluetimin ahmak ıslatanları bakışlı
donuk ve uçuk kaçık yaprağını aldım
dudak ısırtırsın kalbime yenik düştüğüm
ne rakı sofrası salaşlığı
ne laciverdi düğümlenme dudaklarımda
yıldızlar batar boğazıma
yolumu bulamam
yürümek ancak sana yakışır
sen varken yaşamam bile
en güzel yaşam senin yaşamın
yaşar görünür seni izlerim ben
bakmam ağaçların küstahlığına
öyle bir acıktım sana
seni sevmeye
konuşmayı
inançlarına ters özleyişlerinle eskimemeyi
bak hala birgün geleceğim diyorum
değiliz daha eşiğinde son oyun çığlığımızın
gözüm bir şeyi görmez
paramparçalığını
yanışını siluetinin
akşama doğrularımın sorularında hep sen varsın
kaldırım taşlarını yıkayan beklenmedik ev telaşım
balkonuma güneş dokundu
gülüyor musun yine bana uzak bir geleceğe
ayrılık delisi bir baharda
hiçbir pencereyi gözlemiyor umut
yaza heveslenmeden beklememeyi öğrendim
sıradışı gelişini başkalarına...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.