yenilendim uygun görmedim eskimeyi hiçbir anımıza
ben yıkık köprüler gibi unutulmuş olsam da
içimdeki keskin ırmaklarını unutamamamın diretmesi
bu kar neşesi
bu eldivenliği ruhunun
ellerime geçişi öyle neye dokunsam
insan hep biraz daha der beklemek yırtık resim
günler işkence curcunası yıllar bir bardak su
gridir aslolan zora bakmak yorar aptallığı
gülmek mahallede düğün hazırlığı
huzur selmanın iş dönüşü
sarışmak asker uğurlaması
babanın ayakkabılarını görmek sürpriz gibi
yağmurda bakkal işi açık yoğurt ulaşmak istediğin
ben daha dikilmemiş yırtık yeri ceketinin
şiirlerimi kaybettim unuttum mürekkebimi
serin akşamların karanlığı bakır hülyalarımda
çarşafım yorganım yastığım tan yeri özlemi
sabah kuşlarıyla karşılıyorum benim için olmanı
yazmak varolmanın seçeneksiz hergünü
günlüğümü göğünde tutuyorum kış kırlangıçlarının acısıyla siyatikli yokuşlu pelerinini takmış gibi gri bulutların
karanlığı şafağın keser
ümit geceden ağrıma kalır
kahkahamdaki yurtsuz nefer
dolanır gelir barikatın olur...
kaygılanır sonsuz uzaya bile
eskiyen unutulmaz
penceresi uzayın
okşayan tüm evreni
bakışımda kalan
göz kırpışına mağdur mahçup
parçası sanatı sanat yapanın
gözüm yollar çekiyor denizaşırı
gitmeliyim
üstümdeki bu soğuk havayı kırarak
hiçbir ayrılık kendine kıramaz kalemi
öfkelerime aldırmayan bir dünya bu
Aşınca...
serindi ölüm
bahçemizdeydi aklım
ve zamansızdım...
basit ütopyalar için yaratılmadık biz
biz ki koyun koyuna bulutsu yalnızlığında
ezenlerin aklında kol gezen hayaletler
her zaman yollardadır
mağrur olanlar
herşeyimiz tamdı bir gözlerimiz yabancı
susuşumuzla çok şey anlattık birbirimize
sararan yapraklarda kırılgan öykümüz yalancı
serçelerin su içişi yağardı güneşimize
ağaçlar yapraksız bulutlar küsmüş yağmura




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.