kanatlanır hüzün
ki
aşka boynumuz bükük
kırsal soğuklara kalır ayrılık
dudak çatlar
can kımıldar
hüznüm olursun
ölüm demirbaş ayniyat listemde
ya sen
bozkırın ortasında bir gelincik çiçeği görme mutluluğu
mutsuzluk mu
hadi canıııım sen de
hüzün avcısı olmuş avuçlarımız
ikimizde muhaciriz bu ıssızlıkta
sessizliğin en cefakar şaşkınları
eteklerimizdeki taşları yığarız gözlerimize
göl kuşları gibi bir hayattı istediğimiz
güneşin batışlılığını hor karşılamak gibi
kendindeki sıfır
bendeki sonsuz
imkansızlığının yaşamsal gerçeği
senin gerçek sandığın bendeki hiç
başkası olamam affet dürüstlüğümü
yıllar öncesi de bendim yeni ölmem de ben
kent bizim değil
biz
el gün bilmez iki haylaz serçe
oyunbozanlığımızla yarattığımız bu efsane
akıllardan hiç yitmeyecek
gökkuşağı kanatlı
silinmez sevdanın izleri
yaz şarkıları gibi sıcacık özlenir
yaralamış ömrümüzün çılgın baharı
yaşadığın anları benimle hayal etme
hayale yakışmaz solan bir aşkın ağlayan tebessümü
yollar ve nehirler sana varırıdı
geceyi mezar taşı yaptım günüme
ansızın yorulan bir pencere gibi açılmaktan
bakımsız bir hayatın gri oyunudur perdeye yansıyan
anlaşılmazlıktır anlaşılan mutluluk
acılar yeryüzüne kortizon olsa olsa
toprağın kasıklarından fışkırırken yaşama güdüsü
yakalandığımsan
öykülüdür böğrüme yaslanan bu ılık
menzilsizliğe hazır göç kalıntıları
şaşırdığın
yakalanma emridir
gittin
öldü zaman
hangi kırlangıç
kavuşmaya kanat çırpar bilsem
özeneceğim kanadına...
bir yalandı ağız tatlarımız gibi
ilk yaz fırtınalarının sırrına bir uçurtmalar varırmış
bizse mahzunluğumuzla üstünü örtmüşüz hep meğer
dilbaz sevdalarımızın uçuculuğunun
en küçüğünden en büyüğüne
ölümsüz sandığımıza kadar




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.