son sıradaydım
ömür katarında
umudu merak etmekte
ince beyaz pamuklu
göğe bakarken
kalbim yüzyıllık çalgı
mart karları zamansız sevda
onüçüncü ayda elli üçüncü hafta üçyüzaltmışaltıncı gün
o sensin işte
kadrin bilmez devran sen ele güne malum
içlenirsin yıkar düşünce ince hastalık sevmek
sanki dünya bir avuç güneş sönmüş mum
elde avuçta bir yudum su bir dilim ekmek
ben oyunumu bitirdim dürdüm defterimi
kasırga rüyalarıyla büyüttüğüm
şakası bile korkunç olan yağmursuzluksun
hiçbir buluşmamda aklımdan ayırmadığım
uğrunda aşacak deniz bulamadığımsın
balkonlara hapsettiğim son bakışım...
ayakları korkak ilk akşamlara kalmayım
beni ilkin sen bıraktın bu iklimsizliğe
şimdi bu kurşunîde kendim
bu duman kokulu kışlarımıza hasta
ve üzerimizden geçen aceleyi tanımadan
kalıyorum duraklarında
karşılığını almayı bilmeden karşılıksızlığın
sen benim en acı oyunum
karşılıksızlığım
nereyi sevsem çocuk parkı
neyi okşasam öpsem
beklemek başlangıçsızlığı
hüzünle bezeli sözcüklerden arınıyorum
gizemli derin yaz mutsuzluklarına seslenirken
kabullenilmemiş yalnızlığındaki
acından damıttığım bu ölüm serinliğine alışık
gözlerindeki sönük bu yaşamak istenciyle tanış
ve çocukluktaki yağmur sıkıntılarıyla geliyor
Korkuyorum Haklısın
korkuyorum haklısın
ama mavi ergeç yerini bulur bilirsin
takılsak da bu humuslu kurşun yumağına
ben ne şiir ne şairlik peşindeyim
sıcak çikolata tadında ısındı kanım
saçlarındaki latin havaya
ben küçük burjuva sosyalizan
sen ailenin küçük ve şımarık kızı
ah lepiska lepiska kısa kıpkısa saçlım
mavisi havana'lı şose yorgunum
1.
sana ulaşan bir yanım olsaydı
en azından kalırdı kalbimin bir kıyısı
çöl azgınlığında bu riyakarlıkta
kendimi reddetme sabahlarımda




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.