ağzım yüzüm bulut bulaşığı yağmur artığı
sarmaşık adeti
seni görmek sarıp sarmalar içimi
kış başlangıcı gibi istanbul gibi
türkü kadersizliği
iki gözüm
yorgun sabahlarda tozlanınca
başlar esirliğin
gideceği ana bulvarların
keşke giden insanın kendisi olsa
hengamesi kederiyle bir akşamlarda
ve sarı acılı...
tılsımlarınla dalış yaparsın rüyalarıma
kahve sohbetlerine açılır gözlerim ikirciksiz
elinden kaçırdığın o susuzluk
benim kiraz zamanlarım
kıpırtısız koşar kuş çığlıkları kahırsızlığına bulutların
avuçlarının arasında iki gözlü bir sayfiye yeri var biliyorum
gölgeler mahalleyi teslim alınca
pencere kenarlarında gezinir umutlarım
evler bir adama benzer
odalar bir hayat görür
ben hep kabullendiğim çocukluğumla kalırım
arkadaşlarım büyürler durmadan
seher serinliğiydi tumturaklı
sabahı omuzlarına döktüm
saçların güneş gibi pasparlaktı
bana bıraktığına tutundum acım koktu
benden başka herkeslerden gizlediğin
tebessümünün yamacında rastladım
kaybolacağım
küçük bir kasaba çarşısını anımsatacak bedenim belki o sadeliği bile bulamayacağım
kıskançlığım atılmayacak kollarına
yok olacağım
sesi kısık kaldırımların
gözümde küçüldükçe dünya
şaşıyorum kalbimdeki tortuya
unutkanlığı unutan benim
güzelliğinin karşısında...
sesin uzağımda
soluğun
ama ben yakınım her şeyine...
uykuda kayboldum
boğuldum karanlık bir odada
martılara bakıp not tuttum
yakamozlara dudak uçuklattı günlüğüm
uykularım denizlerine aç
yastığımda gözlerimden damlayan gözlerin
bütün çağlayanlara ot yolduran
dudaklarını arayan bu benim
yazdığım şiirleri unuttum
ceplerimde göç mağduru kuş yemleri
bıraktığım sözcüklere
dönüp bakmıyorum
bir kere bile
artık herşey gri bir yağmur bulutu




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.