kasırga rüyalarıyla büyüttüğüm
şakası bile korkunç olan yağmursuzluksun
hiçbir buluşmamda aklımdan ayırmadığım
uğrunda aşacak deniz bulamadığımsın
balkonlara hapsettiğim son bakışım...
idareli harcıyorum ara sokak yazlarımı
sesinin gölgesinden kalan
ruhum traşsız zencisiyim uzağının da
kör bir sağanağın ortasında menzilsiz
ürpertimde kalan yaralı soluğunla
avutuyorum incinen yorgunluğumu...
yeni öğrendiğim bir şarkıdır aşk
aynı yolu aynı fikirle paylaşmak
gülşen oldu işte temmuz sıcağı
çay içtik özlemle bir bardak soğuk su
yüz çizgilerimiz daha bir kalın edalı
utanmadık hiç üzüldük demiri kesen el adına
kışlanın ardında
bir ince türkü
yazan:el
okuyan:dil
gönderen:bil
üzgün istavrit
hayatının baharında
bense üzgün baharımın hayatındayım
tüm bunlar ne balıkçının umrunda
ne galata'nın
değil bu da benim umrumda...
sarardığın yerdeyim yığınlarla
dumanlı bir göğün ortasında geçmiş günlerin sıkıntısı
yağmuru bekler yürek diken üstünde
caddeler yıpranmış yürünmekten
sokaklar taşımaz evleri
hani ölüm derdik kayar gider yaprakların hışırtısından
ben
sığamam
gece ile gündüz arasına
sığdıramam ellerimi gökyüzüne
caddeler yetişemez adımlarıma
yüreğim çarptığı an zelzele yeryüzünde
ayakları korkak ilk akşamlara kalmayım
beni ilkin sen bıraktın bu iklimsizliğe
şimdi bu kurşunîde kendim
bu duman kokulu kışlarımıza hasta
ve üzerimizden geçen aceleyi tanımadan
kalıyorum duraklarında
karşılığını almayı bilmeden karşılıksızlığın
sen benim en acı oyunum
karşılıksızlığım
nereyi sevsem çocuk parkı
neyi okşasam öpsem
beklemek başlangıçsızlığı




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.