gözüm bir şeyi görmez
paramparçalığını
yanışını siluetinin
akşama doğrularımın sorularında hep sen varsın
kaldırım taşlarını yıkayan beklenmedik ev telaşım
1.
ellerimde sensizlik ıslıklarım
dopdoluyum boşluğunla
yarım bırakarak tüm sorularımı
balkonuma güneş dokundu
gülüyor musun yine bana uzak bir geleceğe
ayrılık delisi bir baharda
hiçbir pencereyi gözlemiyor umut
yaza heveslenmeden beklememeyi öğrendim
sıradışı gelişini başkalarına...
kalbim yüzyıllık çalgı
mart karları zamansız sevda
onüçüncü ayda elli üçüncü hafta üçyüzaltmışaltıncı gün
o sensin işte
dışarı çıkmak istemem içerimden
nisan serabısın acılarınla içimde
grilerin çizdiği yeşil bir dünya olmalı
kendi kendime uydurduğum turuncu sıcağı bir şarkı
saçlarının ortasında uçsuz bucaksız bir ovaya benzerken yüzün
kan sesli bir sözcüktü adın
aort damarımda
gayya kuyusundaki son damla kadar
eşsiz...
kalbime kan değil
intiharsın özeleştiri ölüme
serseri dinamitler ihtiraslı
çare midir çözüşsüz düğüme
şarkılar olmadığınca hırslı
celladıma seni ısmarladım
aya buluta yağmura yaprağa öykünürdük
bir öykünemedik mutluluğa densiz nedensiz
kişisel sürtüşmemizdi yol yorgunu halimizle
ufka şafağa bakıp hayra yormadığımız kavuşmakla
urlu bir şişkinliktir aldatmaca binbir yüzlü jilet kesiği
cam kesikleri siluetimin ahmak ıslatanları bakışlı
donuk ve uçuk kaçık yaprağını aldım
dudak ısırtırsın kalbime yenik düştüğüm
ne rakı sofrası salaşlığı
ne laciverdi düğümlenme dudaklarımda
yıldızlar batar boğazıma
son sıradaydım
ömür katarında
umudu merak etmekte
ince beyaz pamuklu
göğe bakarken




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.