yağmurlu bir pazar öğleni miydik
hava çok soğuk muydu
sorularımızın uzunluğu kadarla
kalmadık
zaten hep ayrıydık
ne resim ne imge
Zamanım Yok Geçmişi Düşünmeye- Aşkın Antikahramanı
içim genişlerdi daracık sokaklarında
kelebek telaşlı günlerimizin
aydınlığın gelirdi
en köhne yerine umutsuz aşklarımın
yine bulutum kandı rüzgarına
yağmurum yolunu şaşıracak
damla damla ağlayacak ikindi
ama ben yanacağım...
yine umudum akşam sandı akşamını
kanımca şaka gibi geçti sandım üzerimden bulutlar
bahar kokulu pencerenin dibinde düşünmek yeter bana
içtiğim suyu ellerin sandım dokunduğum an serinlediğim
göğsüme vuran sızıyı tutuyorum seni özlediğim zaman
ki deniz feneri
yüzyüze
sırt sırta
omuz omuza
ortalarında beyaz yelkenli
sensiz sadece görüntü...
kısa ömürlerin sonu gibiyim
yarım kalmış öpücükler kadar sorulu...
temmuz kentlerini unuttum
ve hiçbir yaz yeni değil benim için...
hınçla kıskandı uykuna vuran ışığı
karanlıkla içli dışlı yalnızlığım
olacaksan sen ol istiyorum tek ağaçsızlığım
lunaparkı terk edilmiş kasabası kurak...
seni her seferinde ilk kez görüyorum
çıksın yıldızlar ortaya
beni kendi halime bırak
hazanım senin biçiminde değil
keşkelerle yırttığım tüm sayfalarda
bir tek benim usul usul gençleşmem
tatlıca kirli olurdu kışlarımız
okullar çıkmaya yakın yanık pembe hüzünlü
yağmur yolu gözleyen yalnızlar gibi
pencerelerde gölge ve ses takipleri acı acı
dışarının soğuğuyla akşam karanlığı ahbap
kırmızı çantalı kıvırcık saçlı bir çocuk
derin kuyuların kardeşiyim
elvan elvan düş ülkem var gönül sokumumda
efsanelerdeki o hayta gizem
o içine sığamamazlık sağar uykularımı
gözlerindi tütünüm kirpiklerinle tüterdin




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.