esinlenince iyilik dudak büküşlerinden
ılık bir şefkate dönüşürdü mevsim
ayak izlerin beyaz bir kumsala giderdi
kan lekeleriyle uslanırdı iç çekişlerim
uslanmazdım ben
sevdam belki sonsuzluğa fit
Saçlarına Dokunalı
kucağımda akşam kuşlarının yuva özlemi
yokluğun
herşeyi bırakarak kitap okumak kadar sancılı
dudağını gizleyerek kirli bir Mayıs yağmurundan
dün:
takıldım kaldım dışarılarına
içerinde yoksam zehir zıkkım
büyür bohemliğim
büyümez zaman gözümde
şarkılar bırakılmaz eğer zaman donduysa temmuz gibi
temmuz aşk üşümüşlüğü tedirgin sıçrayan uyku gibi
kesitlerimde belli belirsiz sen misin ne çocukluk ağacı
denize atlayan genç umarsızlığı o geçmişte aman ne acı
çello susmaz yüzü peri masalı güzeller güzeli bir sevgili
zaman ölü ceylan alnımda
aşk gündemli çocuklarımız yok
sabah artıkları topladım saçlarına
sadece ikimizin sonu hırçın tüm günler
gizleyen sus payını acılarımızın
anlamak zor zehirlenmiş anılarımızın
bilmediğin güneşlerim var
ıslak kaldırımlara vuran gün sıcağı
bilmediğin anlayamayacağın
saatlerimi kurdum
sensizliğe uyuyorum şimdi
acılarım şımarık mı şımarık
tuhaf bir tutku bu
içim dışım gebe yıkımlara
gece kondu tutması
plansız yakalandım aşka
olanaksızlığımla mimarisiz
bittiğim yerde başlar suskunluğun
kar sularıyla göğerecek hüznüm ara bir sokakta
senden bunu da daha iyi biliyorum
kırık dalları anılarımın
sensiz tutunduğum toprakta
çırılçıplağım...
mor alaşımlıydı
acının göz altları
gereksizce gururlu
gururu yüreğimde zehirden bir ok
kan ter içinde kıvrılarak kanatan
ömrümü de değil




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.