adımı yendim galip geldim kendime
içimdeki sana mağlup oldu ordularım
ben bir çapulcuyum gelmem sana
koyu denizler bile rahatsız varlığımdan
hiç bir kuş şakımaz dalında yalnızlığımın
kulaktan kulağa yayılır
arabesk bir pazar akşamı
caddelerde kızarmış balık kokusu
insanlar çocuk sıkıntılarla yarına telaşlı
unutmaya sevdalısın gene Adana
esmer tenli yokluğu yoksulluğu
unutturmaya sevdalısın
kolların portakal dalı
mattı onları örten tüylerin
ara sokağın taze basmalı hayatı
çiçekli sabahlığın aydınlığındaki
taze sabahın kokusu
şimdi ancak hayallerimizde ısındığımız
geleceğimiz yoktu sanki
ama o günlerde...
çocukça kavgalarımız sokaklarda
yarınlar yan gözle bakamazdı
ne dünümüze ne bugünümüze
ayaklarımız deli yağmurların içinde
kadar
şen şakrak akardı günlerimiz
sanki biz sokaklara değil
sokaklar bize akardı
bak şimdi
durupdururken sabah oldu
durduk yerde
sustu ağustos böceği
son ağustosunu yaşar gibi ağaçlar eylüle öfkeli
türkü yanığı bakışında gurbet çığlığı
nere uzansan yaralanmış ayrı bir yol
kesin yolları aşın dağı bahçeyi bağı
kınalanmış yıllarda biçare ağıt her kol
Ağladı Turuncu
duman duman öldük cigaramızda ağladı turuncu
parmaklıklar şaşkın ömre hayret düştü zil zurna
kemane sesli gülümserlikle aldırmazdık duvar küflerine
başucumuzda zulümse zulüm sonbaharda da ıslandık biz
yaralıyım derinden şairane
bulamadım acılarımın kökünü gömecini
sorularım cevapsız
acılarımda benim gibi gurbetçi dünyaya
nerde bu derim
bakarım orama burama
acılarım sığınmaz seni düşünmeye
aykırı düşmektir zamana aşk
dürüstçe
sorgusuz
dudağımın kıyısındasın sıkıntısızca




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.