keskin ayrılıklar yorgunuydu
yeni gelen ilkyaz
sarhoşum diyerek geçiştirdim
zamanın geçliğini...
başkasıydı yürüyen dışımda
sensiz tozlandı saçlarım elim ayağım yüzüm
ağlasam silemem yokluğunu bükük bakışlarımdan
boğazımda düğümlenen yolculuklara haksızlık edemem
söğüt saçlım
kağıttan ölümlerle durulmayan kangren ilkbaharımızı
sarartıyorum hasretimle uykusuzluklarımda
son derdimdi yaşamak
karşımda gülüşün dururken...
ağaçların güneşlendiği yerde
iri bir yağmur damlasının ilkliği
kalbimin ormanından çıkıp gidişin...
Kışları Ülke Yaptık Kendimize
İntihar renkli Bir Yörüngesizlik
caddelerde eylül telaşı
yaprak kurusu gönlümse hala nisan yeşili
sözlerinden mi damladı bu sabah yağmuru
dallarda çırılçıplak utanç
sırılsıklam mevsim aşığı kuşların
boyunları bükük
imkansızlık öyle tutarsız ki
kaybolmak istesem
yokluğunu emanet edeceğim
körfeze esen sarhoş lodos karmaşığı kokun parmaklarımda gölgeli mahzun dalgalanan
avuçlarımda biriken uzak yaşanmış uykunun
can simidi sönen yıldızlar notlarında karalanan
nisan sabahı köpüklenmiş içimde kan revan
sahil kentlerine yakışan hüznümle gene ben
öyle bir acıktım sana
seni sevmeye
konuşmayı
inançlarına ters özleyişlerinle eskimemeyi
bak hala birgün geleceğim diyorum
değiliz daha eşiğinde son oyun çığlığımızın
inanıyorum kirpiklerim öksüz
kızılca kıyamet koparan bir gidişat bu inanıyorum
olabildiğimce fakirim aşk harici
ahret sorularına böyle bambaşka yakın
bakışlarının aman vermez şans tanımaz




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.