salı pazarından aldım samimiyetimi
çiçek dalında güzel ellerim var ya
karanlık bir avludur yol ayrımı
çoğul yalnızlıkların iskelesinde
upupzun bir kabustan uyanınca gördüğüm tek gerçektin
göz çukurlarımda can çekişirken imbatlar
yıkımların sancısı önemsiz bir alıntıdır artık
kör karanlığıma alıştım unuttum aydınlığını
yorumlar yorgunuysa güz çizgimiz
gergin anımsayışlarla iner defterime akşam
kumrular son demindedir
ve bulutlar gençlik şarkılarıyla koyulaşırken
can hıraş sarardığımı anlamazsın
kar tokluğunda üşümelerimi
çok tuhaf bir adam bir çocuk parkında
kalbinin sana atışından vuruldu
ağaç dallarından kaçıştı kuşçağızlar
o sahneyi gözlerimde sakladım
alasın yüreğine çivileyesin diye
özlemin ne olduğunu
kitaplar dolusu dünyalar kurdum ikimize
ama sen çizgiler çektiğin yerlere kaçtın
donuk ürperişlerle yorumluyorum artık
cadde boyları kalabalıkların arasından sızışını
bakmaya mecalim kalmazken
yankısız ikindiler çökmüş dudaklarına...
günün ucunda su tomurcuğu
gözlerimin alabildiğinde
kısa bir külleşmişliği acılarımın
kirpiklerime dokununca imkansızlık
karardığı gelirdi denizin
dışarıdan korkunca içerisi
kahkahası nasılsa ortasından kesik
adımları her yöne yarım
bakışları ancak kirpiklerinin ucuna kadar
suçsuzluğuyla suçlu
şarkısını bir kendi dinledi
ve tek kendine söyledi
ağustostu
unutulmuştum
anımsanmak için sevince
kırılgan bir güle
gömüldüm...
kimi şose kimi ışıksız karanlık
yoksunluğumu yüzüme vurmayan
yağmurla ıslak güneşle aydınlık
akşamları bastığım yeri görmüyorum
bu yağmurlar beni durduramıyacak
her yanım alev her şeyim yanık
attığım adımları zaptedemez zaman
yağmalanmış olsam da
gizli günahlarıyla anılarımın
ve yalnızlığım sırılsıklam iranî bir ezgi
acılarım dağılırdı geceye
semtleri ayrıran ana caddelere




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.