sarf ettiğim güz tutkumla yaşarır anlam yüklerim
sana layık olmayışım ne güzel
kuzgunsa hazin kurgularımla geçen temmuzların
bulutsuzluğa sitem edişleri
mavilerden sıkılır mı ki düş çıraklığı
göğsü terlemiş kısraklı yeşilimsi rüyalarımın
bir sıkımlık canım var topu topu
niçin bu kadar güzelsin acemi orkestram
semtleriyle senin mi bu istanbul
hangi sokağına baksam yeni bir özlem
gecekondu evleri ziftlenmiş poyraza karşı
kime isyan ederler böyle savaş boyalı acemi orkestram
iki arada bir derede yıllar
ruhumu kurcalayan bu sayrılıkta
yıllar
çabucak kabullenirlerken mutsuzluğu
acıyla ödeşir zaman
zamanın süsüdür çünkü ölürken yalnız olmak...
aşk anarşi
aşk ölüm tanımayan köprü hayata
aşk düzensizlik
yıkıcı
aşk suçlu yaşanmalı
aramızda bilmediği kimselerin
Anlamsızlık Yüklü
gözlerinde hiçbir yer bırakmadım
kınayacak yer ayrılığa
hiçbir fikre sığmaz
seni düşlemenin ardından gelen
anlaşılmazlığın gösterişsiz kıyısında
kadrini bilmediğimiz
daracık sokakların o en samimi kasveti
bir mutsuzlukta yol aldık öpülesi
bu bizim tutukluluğumuz
hergün çocuklarla konuşurdum
uzaklaşmak için boş çerçevesinden
ölüm suretli yorumsuzluğumuzun
şimdi ortalık süt liman
seni mi beklemiyorum diyorum
bir anını da
bana ayır küçüğüm
çocuklaşayım yıllar sonra
saklama dişlerininin gediğini
başını öyle yere eğip
gamzelerinde hep geleceğim günün rüyası
her yer ellerin
vefa terzisi olmuşsun
yüreğinle sevgiler biçen
uzaklaşmayan uzaklığınla
büyülersin özgürlüğümü




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.