acılarım sığınmaz seni düşünmeye
aykırı düşmektir zamana aşk
dürüstçe
sorgusuz
dudağımın kıyısındasın sıkıntısızca
ağaçlar karanlık güler
ben yüzündeki şuleye tütsülenmiş içkin
yapraklar sobasız kış evi
yıldızlar kaydırak olur yüreğime
ay ışığı bozkır uykusu sert iklim
çisil çisil çocukluğumla gelir konarım selamının anlamına
aydınlık sesler soluyorsun garipsi çökük çağrışımlı
kumral bir bahçe gezinir düşlerimde sisli
içi dolu tensel sevdalı hüzündür tehcire kurban dışımızda
yapraklarımız ışır değerdi bahara kıpır kıpır ölümlü
adressiz dilekçeydik
sen
bir ömür yetmez
başka bir ömür daha bulmalıyım
öpmek için iki gözünü de
tek yürek taşımaz saçlarını
binlercesini bulmalıyım
geceye doğruydum
ara
ikimizden biri değildim
karşımızda
ufak yolculuklarımda
tılsımı
bugün dışarısı çocukluğum kokmuyor anne
gerçi eylül ve yağmur çifte kumrular kadar masum
'haylaz bulutum' beni duyuyor musun?
gel...balkonumun açık kapısından içeri gir
sana gözyaşları biriktirdim
solmasın diye baharın
bir baksan gözlerimin içine
çocuk parkı olur her yer
bu üzerime vuran ikindi
ellerinin ılık yumuşak loşluğu
belki alışırım diye birgün
ağustos öğlenlerinde kalsa da aklımız yüreğimiz
ansal tüm birkimimiz
kasım sabahlarına reva gördük mor küheylan çalımlı
elleri ceplerindeliğimizi
hani yollarımız olurdu palamut ağaçalrının beslediği
hani abilerimiz ablalarımız olurdu açılmamış gözleriyle
emeğin kurduğu dürüstlüktür
aşkla büyütmek renkleri
dipsiz gül yordamıyla bulduğum sonuçlarda
sonsuz karşılıksız sevmeler toplamıdır
ani serüvenlerinde şaşakaldığım
gözbebeklerin...
yollar önünü göremez
bilemez sonunu hiçbir çizgi
hiç bir uzaklık
ömrüne kefen biçmemiştir
aramızdaki kadar




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.