senden kaçtım
trenler mavi bir yağmurla ağlıyordu
imkansızdı dişlerinden öptüğümü
vagonlar artık saklamıyordu
ayaklarımda çorap yoktu
üşüyordum
bugün seni aldım yanıma
elma çiçekleri gibiydik
üstünde bej arayışın vardı
hayallerimden bahsettim gülüşlerine
şarkındaki tadı paylaştım
yetişmeye çalıştım şarkımı sevmene
dağ sırası aştım öperken yüzünü
aldı beni gençliğimin bitişi uzuncacık
savunmasız çocuklar gibi sevdim seni
kenti çevreleyen korkuydu aşksızlık
korkuyu yendik biz işçi köylü yek emekçi
leyla dedik ille leyla çoğaldık fabrika fabrika
kendimi sorguladım bakışlarının engizisyonunda
orta çağ karanlığı hikayende ben kürek mahkumu
gururlu meydan okumadır sana ulaşmak dürtüsü
çarmıhta isa hicrette muhammed mahkumluğunda ben
aşk
düşlerim yoruldu
beklemekten sesinin ince boyunlu kuğularını
içi çiçekli mektuplar yollarım saçlarının kumral haline
acılarımı sağaltıyor nasıl gelirse gelsin bakışların
ama bir tek bakışların
en küçüğü de
büyüğü de kan kırmızı
sensiz gecenin......
öğle güneşiyle çöken kabullenilmiş sessizlikte
ayağı sakat karıncayla konuştum sanki terli susamış
hiçbir ayrıntıyı kaçırmak istemiyorum sonsuz acunda
seni sevmenin yükümlülüğüyle atıyorum her adımımı...
duygularımı eritmeye çalışıyor sanki temmuz sıcağı
yanıbaşımda üç temmuz sonu
önümde çay ve kitap
haydar paşa paşalar gibi martılarla
karşımda uzun ve kıvırcık bir umut
bana seni anımsatmayan hiçbir şey yok
sonlu bir lacivertle
harmanlanmışım farkında olmadan
ama sonlu
siyah bir doğası olmalı senden sonrasının
iç geçirirken ara sokaklar
mor deliliklerle geçiştirmiyorum ayrılığımı
kırmızı gül nazına katlanmaktır
seni ölesiye yakalamak öğle vakitleri
ağlayışları çetrefilli ve girift bir normalleşmeyse sensizlik
kırlangıç yavruları yuvalarından düşmüş demektir
otobüs garajlarında yolculuk hazırlığı yapmak gibi




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.