geleceğimiz yoktu sanki
ama o günlerde...
çocukça kavgalarımız sokaklarda
yarınlar yan gözle bakamazdı
ne dünümüze ne bugünümüze
ayaklarımız deli yağmurların içinde
kadar
şen şakrak akardı günlerimiz
sanki biz sokaklara değil
sokaklar bize akardı
bak şimdi
durupdururken sabah oldu
durduk yerde
sustu ağustos böceği
son ağustosunu yaşar gibi ağaçlar eylüle öfkeli
türkü yanığı bakışında gurbet çığlığı
nere uzansan yaralanmış ayrı bir yol
kesin yolları aşın dağı bahçeyi bağı
kınalanmış yıllarda biçare ağıt her kol
Ağladı Turuncu
duman duman öldük cigaramızda ağladı turuncu
parmaklıklar şaşkın ömre hayret düştü zil zurna
kemane sesli gülümserlikle aldırmazdık duvar küflerine
başucumuzda zulümse zulüm sonbaharda da ıslandık biz
yaralıyım derinden şairane
bulamadım acılarımın kökünü gömecini
sorularım cevapsız
acılarımda benim gibi gurbetçi dünyaya
nerde bu derim
bakarım orama burama
acılarım sığınmaz seni düşünmeye
aykırı düşmektir zamana aşk
dürüstçe
sorgusuz
dudağımın kıyısındasın sıkıntısızca
ağaçlar karanlık güler
ben yüzündeki şuleye tütsülenmiş içkin
yapraklar sobasız kış evi
yıldızlar kaydırak olur yüreğime
ay ışığı bozkır uykusu sert iklim
çisil çisil çocukluğumla gelir konarım selamının anlamına
aydınlık sesler soluyorsun garipsi çökük çağrışımlı
kumral bir bahçe gezinir düşlerimde sisli
içi dolu tensel sevdalı hüzündür tehcire kurban dışımızda
yapraklarımız ışır değerdi bahara kıpır kıpır ölümlü
adressiz dilekçeydik
sen
bir ömür yetmez
başka bir ömür daha bulmalıyım
öpmek için iki gözünü de
tek yürek taşımaz saçlarını
binlercesini bulmalıyım




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.