mor deliliklerle geçiştirmiyorum ayrılığımı
kırmızı gül nazına katlanmaktır
seni ölesiye yakalamak öğle vakitleri
ağlayışları çetrefilli ve girift bir normalleşmeyse sensizlik
kırlangıç yavruları yuvalarından düşmüş demektir
otobüs garajlarında yolculuk hazırlığı yapmak gibi
sonlu bir lacivertle
harmanlanmışım farkında olmadan
ama sonlu
siyah bir doğası olmalı senden sonrasının
iç geçirirken ara sokaklar
bana sadece
ikimizin bildiği şarkılar söyle
sana acılarımla eşlik edeyim
ruhum boydanboya portakal çiçeği kokulu nefesinle sevişsin
beni o anki halimle değil
anılarımla ve geleceğimle al içine düşlerinin
hayal olur bozkır tenli akşamlara karışırsın
bir sıkımlık canı var ölümün imkansızlık garipsiliğinde
saatlere veryansın etsem el değiştirir ölümüm
bir ucundan bir ucuna yüreğimin kıvrak dağ yolları özlemli
resimler duvarlara mecbur bakımsız ben sana anlama sen nolur
ekşimtrak sevişmelerin huysuz kuğusu sonbahar yakınsa söyle
keskin ayrılıklar yorgunuydu
yeni gelen ilkyaz
sarhoşum diyerek geçiştirdim
zamanın geçliğini...
başkasıydı yürüyen dışımda
körfeze esen sarhoş lodos karmaşığı kokun parmaklarımda gölgeli mahzun dalgalanan
avuçlarımda biriken uzak yaşanmış uykunun
can simidi sönen yıldızlar notlarında karalanan
nisan sabahı köpüklenmiş içimde kan revan
sahil kentlerine yakışan hüznümle gene ben
sensiz tozlandı saçlarım elim ayağım yüzüm
ağlasam silemem yokluğunu bükük bakışlarımdan
boğazımda düğümlenen yolculuklara haksızlık edemem
söğüt saçlım
kağıttan ölümlerle durulmayan kangren ilkbaharımızı
sarartıyorum hasretimle uykusuzluklarımda
öyle bir acıktım sana
seni sevmeye
konuşmayı
inançlarına ters özleyişlerinle eskimemeyi
bak hala birgün geleceğim diyorum
değiliz daha eşiğinde son oyun çığlığımızın




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.