dinle akan caddenin tedirgin edişini
palamut ağacını
yapraklarını ezmeden geçtiğin
bu sensin
ne zaman kendinle başbaşa kalsan
kent kırıkları
denizlerim sakin ümit kesilmiş aşktan ve ölümden
geçmişi anmak sonsuz ağır dengesiz şovalye
ben eksilerimle öldüm unutuldum yeniden yenilendim eskiyerek
zehir içmiş gibi yıkıldım atatürk parkında kimseler yoktu
şarkımı söyleyemedim savunmam yarıda kaldı karakolda
komserden dayak yedim sarhoş parmaklıklarla geceledim düşüncenle
Kağan İşçen'e
Hey dostum hey dostum
Ben aslında dostsuzum
Karaymış alın yazım
zamana akar suçluluğum sekmez bir kurşun adaletiyle
aydınlık bir gülün üzerinde yağmur taneciği içlenmem
tiz kusar gece sisli bir ışlıtıyla mührünü içimde dağdağa
caddeler el açar tılsımına yıldızların geçmişi anar gibi
ben hep seninleyim geçmişle olduğum gibi tıpkı
kırıklığımı anla
doğru adreslerin yanlış mektuplarıydık
ağlamadık
kalem kırdık mevsimlere
anlamaya çalışmadan zamansız yağmurları
içimde bulutları kollama telaşı
sen uzaklaştın akşamdır bu uğultu
sen uzaklaştın ünleyerek adımı
sen ayrılığın tınısı kırılganlığı heybetli
ünleyerek adımı bitir dudaklarındaki
son tınıyı heceleyerek tüm yaşadığımızı
simsiyah yağmur
avuçlarım gri yalnızlık
renkler yitmiş benliklerinden
sesler kendini bilmez
uğursuz bir uğultudur tabiat
ben hiçliğimle uyumsuz
geceyi seninle aldattım
seni geceyle
damarlarımda katran karası düş ırmakları
gökyüzü küçülür gözümde
düşününce tebesssümünü
utanınca sonsuzluk yanında saçlarının
attığım adımları zaptedemez zaman
yağmalanmış olsam da
gizli günahlarıyla anılarımın
ve yalnızlığım sırılsıklam iranî bir ezgi
acılarım dağılırdı geceye
semtleri ayrıran ana caddelere
ahh bugün pazar bedenim tatil
yüreğim değil
ben hayata gelişi güzel balıklama




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.