koyardı şaşkın kımıltısıyla dağların görünmezliği
güneşli çocuk sabahları gülüşünde hayaldir ancak
bahçesiz bir ülkede ben kralın ihanete uğramış yalnızlığı
leyla kaybolmuşluğunda buldum neyleyim çehreni
çölde serap değil usare kollarının gölgesi isyanına
çıkarıp attığım gül solmuşluğu ömrümün
sabaha yalvaran dağların hıncıyla gölgeli
kızılırmak kızıl akar
gözlerimde esmer tüter hasretin
anadolu buza kesmiş
sen türkülerde sevda sıcak
hasandağı aşka durmuş
başı yıldız duman
sakın sakınma yoksulluğumdan seçmeli yalnızlığını
yalnızlığını sen seçersin de durur mu ellerim
şerh koyarım örselenmişliğimle
ayaklarından başlayan ürpermeye
şanslı birleşmemiz olacak göreceksin
ben bir yurtsever gözlerinse bulunmaz ülkem
şakalaşmayı bırakmalıydık
hiçbir şey eskisi gibi olmamalıydı müstehzi
ardınsıra yürüyebilir solan çiçek ölüleri boş ver
sahibimiz yok bizim gülüm olmayacak
rollerimiz değişecek kan deryasıyız ya bir de mutlulukla
farkımız bu bizim
alıştım çatkapı gözyaşlarına
sonbahar kalbimde sonsuz bir soygun
hayat suça teşvik çanak tutar çünkü ölüme
bir okulda öğretmen açığıdır yokluğun
ben boş ders dikkatsizliği oldu bittilerde
insan yorulmak bilmez gülüşlerini izlerken
hiçbir şeyin olmasa gençliğin kırılırdı bekleyişime
sigaraların bekletirdi iç işleyişini yürek yanılgılarımın
sözsel davranmalıydık belki yolculuk zordu
kuşları izlemek öğle ve akşam arası
yaşama alışkanlığımın ötesindeki gölge:
akşamüstüydü
şehre baktım uykulu
düşündüm kendimce birşeyler
griyi ilk defa bu kadar sevdim
alıştım güneşin vedasına
şimdi evlerde kavuşma vakti
belalı iştir şarkılara inanmak
kalenderce ayrılmak gibi
akşam üşümesinden
üstüne yıldızları kuşanıp
saman yoluna dökerek içini
cıvıltılarıyla paramparça ederlerdi
uzaklığı süreklileştiren yabancılaşmayı
kalbimde sitemsizce taşıdığım
ölü kuş sürüleri suretleri...
ve kırılgan bir düş sonrası huysuzluğuyla geçti ömür




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.