sakın sakınma yoksulluğumdan seçmeli yalnızlığını
yalnızlığını sen seçersin de durur mu ellerim
şerh koyarım örselenmişliğimle
ayaklarından başlayan ürpermeye
şanslı birleşmemiz olacak göreceksin
ben bir yurtsever gözlerinse bulunmaz ülkem
şakalaşmayı bırakmalıydık
hiçbir şey eskisi gibi olmamalıydı müstehzi
ardınsıra yürüyebilir solan çiçek ölüleri boş ver
sahibimiz yok bizim gülüm olmayacak
rollerimiz değişecek kan deryasıyız ya bir de mutlulukla
farkımız bu bizim
batık susuyorum
uzaklığının halleri çaresiz
sisli nehir boylarınca ellerimin yordamı
seni düşünüyor gülüşünü
nehir boylarınca ellerim tekne
uzaklığın nehir
aramızdaki şiirin adı yok
belki çünküsüz bir akşamdan yoksunduk
çok çok bakışlarımıza uymayan gölgelerde
birleşti çizgilerimiz...
uzakta:
gece rengini kıskanırken gözlerinin
sallapati uykulara korkak sırf ihanette
sabah baskınlarına hazır sakin
müebbet suskunluğuyla kan ağlarken içimde
keder döngülü bekleyişlerden sonra
bir Nisan kalabalığı kalır huysuzluğunda
koyu dağılmışlıklar ulaşamayınca aklındakine
suyun tadıyla biter şaşaası bedeninin
gök inlemeleriyle fırsatçı haziran akşamı
tebessüm anlık bir yanılgıdır
kahkaha yüzyıllık yalan
mutluluk duvar dibinde kanadı kırık serçe
son kuşlar gitti
dargın denizden kalkıp
sanki aşk bitti...
günlerim hasta sığınağımsa aşk
yalnızlığımın patikasında
simli sarı bir çiçek böceği
uysalım aslında
şaşkınlığımı aştım
kör olmak istemiyorum




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.