acılar ki
sığmaz geceye
şarkılar da unutulmuş
ağlamaklı bu dem
sen misin tek cabası
ayrılıkların
yaldızlıydı karanlık
sen vardın yokluğunla
aydınlığa özlem vardı
ve lanet okumak vardı faşizme
sana söz verdiğim gibi
hiçbir şey paylaşmadım yıldızlarla
sanki boyama kitabımsın renksiz renkli
bir bakıma renklerini borçlusun bana
ana renklerini yitirmiş ama derin zevkli
benim çerçevesi yüzünün batmış binbir tona
saçlarını şarkılarımla tamamlasam ellerin yine sessiz
tuttuk aramıza yatırdık kar sesli...
konuşma aptal
donuyorum
uçurumlarıma buz dağları doldurdun
içi boş
kabaca yoksul
tılsımsızlığı sessizleşirdi poyrazın
mahalle sessizleşirdi
çocuklar umarsız uykularına dalarken
uzayıp giden çırpınışıyla günün en son alazları
kalbimi avuçlar gibi dururdu bakışlarındaki
nehirsel içerik
herşey bıraktığın gibi bir ben değilim
yağmurumdan utanıyorum
herşey bıraktığın gibi bir ben değilim
ayrılığı seninle tanıyorum
herşey bıraktığın gibi bir ben değilim
yağmuru gebe bıraktı düşlerim ağlamaklı
tümüyle sahte bir ustura bu sonbahar
kalp atışımın sararmış ağaçlarında elmas kesikleri
şiir büyük bir müsamahadır
anlam yas tutan bakıştaki açısızlığım
bakışımda senin imân
kuytuluklar çürüdü
sönmüş volkanlar gibi gözlerim
çok görüyorum yalnızlığıma
geceyi bile...
başımı vurduğum taş
gelme
sürgün veriyor sabah sensiz
yüreğim alışsın sürgit ölümlere
tattığın her yürümekte benim alın terim
senin için geniş yollar
ferah ve aydınlık yolculuklar hazırladım
terk eyleme demleriyle iner sağanak
zaman yutar bütün kavşaklarını ömrün
zaman gibi açım hayatına...
böceklerin sustuğu serinliğin kıyısında
buruk imgeli tortusuyla son yaprakların




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.