gün alasına tutuldum çocuk
bulut ve su köprüleri kurdum pazarlarıma
aynı yağmurda ıslanmaktan hep korktum...
evler toprağa çakılmış
boş hırsı gibi bencilliğin
tüm dünya sınıfımız sanki
özlemli bir tebeşir kokusu
seni içimden atamadım
sızısı
güneş yanığım benim
ne sevgilim çeker nazımı
kuşlar ikindisiz
kaleleri yorgun düşlerin
kent hiçbir yağmura ısınmadı bugün
gözlerim üşüdü sadece
ellerimin kendimin olduğunu unuttum
en sessiz şarkısını besteliyor evim
oysa şarkısını bilmiyorum
teninden uzak rüzgarın
unuttuğum rüyamı
niçin kıskandı an? ...
kırıcı temmuzlarda
kuşkulu bir sonda birleştik
gecikmiş aşklar terkisinde
ardımızda süzgün bakışlı bir kent
sanki hiçkimse hiçbir şey düşünmedi
bir tek ben seni düşündüm...
o yok kim bilmiyorum ama ona ölesiye aşığım işte
olmayan biri
içimdeki aşk arıyor onu
yıktık tüm değer yargılarını
tersine döner dünya meşgul tüm gezegen
hep bir kavgaya doğru yolcu
bileklerimizde sımsıkı sarı sayfa kokusu
birbirimizi anlama tatili sayarak şiiri
iliklerimize kadar üşümesek keşfedemezdik
katedilen zorun içimizdeki yarada yazlaştığını
ve hep aynı kentte yaşardık rüyalarımızda da
biriktirdim
acı
tatlı
korku
biriktirdim
güzellik biriktirdim
konçerto bitti
duvarlar bizi tanır artık
yanılmalar pususunda
bir sen bir de ben mi kalmıştık...
oysa zamandı yolunu şaşıran derdi
sığınağım zemheri
kırağı düşmüş yazdıklarıma
karabasanlara gelmişim şuursuz
ölüm ikram etmişsin duydum köşe bucağıma
yalnızlık kudurmuş salgın aşk ağaçsız gömü
gülüşünün tarihi yaptı beni ben




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.