Bir serin ikindi güneşi altında
Yine durgun sulara düştü hayalin,
Yine saçların sırmalaştı,
Yine yüzün sedeflendi,
Hüznümü arttırdı çevrene düşen gölgeler yine,
Çilelerim olgunlaştı hevenk hevenk dallarda,
Atlasana arabaya
Can katalım şu dünyaya,
Biz atlıyız kader yaya,
Gün bugündür, dem de bu dem.
Yaslan geri, kahkaha at,
Uyan uykulardan, güneş batıyor,
Kaybıldu kervanlar, geç kalmadın mı?
Yükselen yükseldi, giden gidiyor,
Nicedir söylenir, uyanmadın mı?
Durana dünyada yer yoktur asla,
Günlüğüm seninle dolu,
Her satırında, her sahifesinde sen varsın,
Kiminde gözgöze gelmişiz bir akşam vakti,
Kiminde dönüp dönüp geriye bakmışsın, giderken,
Kiminde geç vakitlerde konuşup duruyoruz,
Kiminde
Yüreğinde var mıyım, yok muyum, bilemem ki,
Bunu bana sen söyle; var mıyım, değil miyim?
Uzaktasın, istesem yanına gelemem ki,
Bilmiyorum ben sana diken miyim, gül müyüm?
Sanki elimde kadeh, sanki masada başım,
Yine estin başımda kavakyelim,
Yine sızladın yüreğim, derinimde,
Yine gözümde yarimleştin düşüncem,
Ben bu gecemi nasıl geçireceğim burnum sızlayarak,
Gözlerim yaşlar içinde, nasıl geçireceğim
Böyle bir başıma dört duvar arasında?
Bırak saçlarını, savrulup gitsin
Sırma teller gibi fırtınalarda.
Elele, başbaşa, gönül gönüle
Gidip arayalım binbir baharda.
Ardından bir tatlı ağıt yakalım,
Her akşam
Yosun kokulu denizde ıslatıyorum saçlarını,
Gurubun renkleriyle tarıyorum,
Çam kokuları serpiyorum tellerine,
Yıkıyorum yüzünü rengarenk gece ışıklarıyla,
Mehtaplı harmanilere sarıyorum körpe bedenini,
Her bahar akşamı gözlerim dolar,
Yaşlar yanağıma süzülür gider.
Ayrılık hep seni aklıma salar,
Çırpınan yüreğim ezilir gider.
Bayramlar çoğaltır elemlerimi,
Kemiğimsin, etimsin,
Tadımsın, lezzetimsin,
Sen bensiz bırakılmış
Bir körpecik yetimsin.
Bin yıl görsem doyamam,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!