Başıma-yüzüme esti diye neden deli olsun rüzgar?
Deli olan benim ki; sevdalanmışım bir elkızına,
belli ki; oyun sanmışım bir karasevdayı.
Nerden bilirdim yürekten yakalayacağını?
Nerden bilirdim
ciğerlerimi bırakacağını alevler içinde,
Ver elini elime, kimsesiz odamdaki hayal de olsan,
Konuş, sözcüklerin olmasa da,
Gül, kahkahalar atamasan da,
Hayal-mayal oturup durma karşımda,
Sen değil miydin tanıdığımda, duran dağları yürüten,
Akan suları durduran sen değil miydin,
Ola gardaş, ola Dadaş, çok görestim ben seni,
Saniram ki; sen bu anda demli çaylar içirsen.
Okunmuştur şindi orda belki akşam ezani,
Belki kalktın seyirlerde, şindi eve dönirsen.
Fık-Fıklar 'da eşnen-dostnan Bar tuttuğun olir mi?
Al da ayağına beni kurban et,
Yeminle adanan kurbanlar gibi.
O güzel kalbine beni mihman et,
Saraya imrenen mihmanlar gibi.
Tek ikram istemem, yalnız gülümse,
Lakabı 'Kara Abo', gerçek adı 'Abdullah',
Define bulsun diye yaratmış iti Allah.
Kendisi boş gezenin boş kalfası sayılır,
Beleşten bir çiş etse lezzetinden bayılır.
Bir karısı var ama besleyen kayınpeder,
Varsın besleyip dursun Abdullah 'tan ne gider?
Defne dalı gibisin başımda,
Körpe bir salkımsöğüt gibi,
Gönlümde ateşsin, kaderimde çile,
Ne olduğunu henüz anlayabilmiş değilim,
Bunca yıldır
Ben
Yokladım ben maziyi yıllarca yaprak yaprak,
O yaşlanmış anılar önümde sıralandı.
Her birini bir yana fırlattım savurarak,
Senden bu yana benim bir tek anım kalmadı.
Salt seninle başlıyor unutulmaz gençliğim,
Çok yakın zamanda var bir bayramım,
Çarıksız, çorapsız yollandım işte.
Anadan doğmuştan daha üryanım,
Eski bedenimi kullandım işte.
Yüreğim göğsümde kınalı kurban,
Layık olmayana 'Merhaba' deme,
Ananı sorana 'Beybaba' deme,
Tığ gibi gerçeğe 'Acaba? ' deme.
Öğüt dinlemezsen deneyip öğren.
Nankörü sırtlama; inmek istemez,
Sevdan bir mavi deniz
Yemyeşil ormanın eteklerinde,
Simlerle işlenmiş bir atlas çarşaf gibi,
İçinde bembeyaz bulutlarıyla
Göklerin rengi.
Dalgalar sanki suların yosunlara iltifatı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!