Nasıl da çarçabuk geçip gidiyor zaman,
Yoksa düş falan mıydı?
Bilemiyorum ki bileyim,
Daha birkaç dakika önce burada olduğun,
Denize baktığın şu korkulupa dayanarak,
Bu çiseleyen yağmur altında
Ver bana o tatlı uykularını,
Benim ne uykum var ne de düşlerim.
Ver bana ruhunu, duygularını,
Belki yaşamaya yine başlarım.
Yatağım ateşti, yastığım diken,
Sevince öyle sev ki; ruhun gelsin amana,
Yüreğin dudağında inim inim inlesin.
Etin, derin, kemiğin dönsün yanan külhana,
Kanın damarlarında sel gibi ipildesin.
Sanasın ip boynunda, zincir var ellerinde,
Bir çocuk kadar mutlu olabilsem bir gün, ne var?
Ne var, esmese başımda bu karasevdanın rüzgarı?
Boşalsa damardan akan kan gibi acılarım,
Şuraya-buraya savrulup gitse açmazım,
Ağlayanla ağlamasam, gülenle gülmesem,
Ne var, büyük karasevdanın altında
Otlara en büyük önemi veren,
Koca ormanları yakan da biziz.
Bir taş devirene kızıp köpüren,
Kalkıp binaları yıkan da biziz.
Hükümler veririz incelemeyip,
Suyu kuruyabilse; ne kalır denizden geriye?
Ara ki bulasın sonsuz maviliklerimi,
Yerinde şahlanan, yerinde uysallaşan dalgalarımı,
Parıltılarımı, yosun kokularımı,
Yanan topraklara armağan ettiğim esintilerimi.
Nereden bileceksin anam-babam,
Haksızlık etmeyin, hakir görmeyin,
İnsan hayvanlara en büyük düşman.
Eziyet etmeyin, vurup dövmeyin,
İnsan hayvanlara en büyük düşman.
Dananın hakkını biz çalıyoruz,
Koyma yüreğimi böyle acıda,
Benim yaşanacak ömrüm kalmadı.
Bedenim çilede, ruhum sancıda,
Boşa geçirecek günüm kalmadı
Akşamlar dert olup iner üstüme,
Davulunu zurnacıya ver, davulcu,
Sen alıver onun zurnasını,
O davul çalsın bana zurna gibi,
Sen zurna çal davulumsu,
Düğün-bayram edelim zurnamtrak, davulumtrka,
Dümtrak, dümtektrak,
Çilelerindeyim yıllar yılı,
Azaplarındayım,
Özlemlerinde, ayrılıklarındayım,
Kalmışım bir başıma gaiplerden imdat dilenip
Ve bir gün kurtulacağıma güvenip.
Neye uğradığını bilmeyen garipler gibiyim;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!