Ayrıldığın gün, döndüm ki; evde oturuyorsun,
evde, benim evimde, tanıdık dört duvarımın arasında,
yine ayni koltuktasın
ve bakıyorsun.
Gözbebeklerin çivilenip kalmış gözbebeklerimde,
bir hazin akşam vakti, öylece duruyorsun,
Kirli, kara akşamlar kesti yollarımı yine
Gümüş rengi sabahlar içinde,
Tanıdığım, bildiğim, usandığım akşamlar,
Buyruklarına güç, zulümlerine akıl yetiremediğim,
Başlayıp da bitiremediğim
Akşamlar.
Güzel aylık seni elden
Sakınırım, kıskanırım.
Gözler kendi gözüm olsa;
Sakınırım, kıskanırım.
Kınamayın beni mutlu insanlar,
kınamayın iki elim koynumda kaldığı için,
iki ayağım bir pabuçta olduğu için kınamayın,
kınamayın kanayıp duran yürek yaramı,
hüznümü, suskunluğumu, umutsuzluğumu kınamayın,
bakıp dışarıdan mutlu göründüğüme
Kınamayın eloğullar… Elkızları…
Kerem ‘leşip gitmişim bir büyük karasevdada,
İzanıma kara kara hançerler saplanmış,
Kızgın güneşler altında çarmıhlara gerilmiş bedenim,
Avuçlarımdan dökülen kanı avuçlamış
Ellerim.
Kerem çobanlardan sormuş Aslı ‘sını,
Kurtlardan, kuşlardan,
Dağlardan, derelerden,
Tanıdık-tanımadık herkesten sormuş,
Yeri gelmiş, el-avuç açmış kurukafalara.
Ne bilsin kurukafalar nerede olduğunu Aslı ‘nın,,
Kırbaçlıyor yağmurlar rüzgardaki hüznümü,
Sanki seni bu anda görüp sevmişe döndüm.
Yine sana çevirdim karanlıkta yüzümü,
Denizler ötesinden koşup gelmişe döndüm.
Yüreğim yıkanıyor yağmurla ılık ılık,
Yıldızlar toplasam kalbur dolusu
Engin gökyüzünde kurarak pusu.
Çalarken sevdanın eşref borusu
Yağmur gibi serpsem senin başına.
Koparsam gülleri körpe dallardan,
Sevdan bir kınalı keklik avlar gibi avladı yüreğimi,
Ne ellerimin kınasını bıraktı, ne ayaklarımın,
Canım kan olup iplik iplik aktı dudaklarımdan,
Ilgıt ılgıt indi gözyaşlarım yanaklarıma,
Kader bir kınalı kurban gibi fırlarıp attı beni
Ayaklarına.
Sen henüz yumuşak beşiğindesin,
Kedinin eti ne, budu ne olsun?
Daha dış kapının eşiğindesin,
Kedinin eti ne, budu ne olsun?
Henüz haberin yok Elif 'ten Ba 'dan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!