O'nun için, çayır altında küçük bir kaynak gibi uzanıp uyumam O'nun için - acı çektirme bana, zahmete sokma beni.
Bağışla bana her şeyi: benim örtülü masalarla çevrili hoşnutsuzluğumu ve bütün seslere karşı duyduğum isteksizliğimi.
Anlatın bana evinizin sıkıntılarını, yoksulluğu ve ızdıraplarınızı - ama önce altını değiştireyim çocuğumun.
Mürekkepbalığı’nın en önemli özelliği kolcuklarıyla
bir desene benzemesidir,
ama çenesi ve mürekkebiyle de dikkati çeker
ve bu üç şeyin inanılmaz bileşkesi
bir canavarın bölümleri olarak yorumlanabilir.
CUECA
SENYORA, DİYORLAR Kİ ORDA
ANA, TEKRAR TEKRAR DİYORLAR Kİ
SU VE RÜZGÂR DİYORLAR Kİ
EL GUERRİLLERO'YU GÖRMÜŞLER
San Martin, öyle uzun süre dolandım ki bir yerden
öbür yere, sildim senin elbisenle izlerimi,
biliyordum bir gün seninle karşılaşacağımı
sıradağların bittiği yerde
eve dönüş yollarında dolanırken
sende miras kalan ve her şeyi süpüren fırtınada.
Sevgili yürek, niçin hor kullanıyorsun beni?
Beni azarlayan sevgili gözlerin
Hâlâ güzel, güzel ama - ah
Güzelliğin ne de gizli!
Gözlerinin berrak aynası
Bir kadın şakıyor ovada. Yayılıyor alaca-karanlık ve silip süpürüyor O'nu; ne ki şarkısı yeşertiyor O'nu tarlada.
Yüreği, ırmak taşına çalınıp kırılan bir kadehti bu akşam. Ne ki şakıyor hâlâ; gizli yara şarkının telini gerip, inceltiyor. Değişiyor sesin tonu ve ıslanıyor kanla.
Tarlada dilsizleşiyor başka sesler de ölen günle. Biraz önce öldü gitti en son kuşun şarkısı. Ama ölümsüz yüreği, acılarla yaşayan ve acılarla parıldayan yüreği topluyor bütün o suskun sesleri kendi sesinde.
Akşam vakti dilsiz kesilen bir koca için mi söylüyor şarkısını, yoksa bağrında uyutacağı çocuğa ninni olsun diye mi şakıyor? Gecenin patlayışında yalnız kalan bir çocuktan daha da korkmuş olan yüreğini avutmak için mi yoksa?
En yücesinde otururum ormanın, gözlerim kapalı.
Kımıltısız, yok artık çarpıtmak düşü
Eğri gagamla çarpık ayaklarım arasında:
Ya da kurgulamak uykuda
mükemmel bir öldürümü ve tüketimi.
(I)
Dünya, dünyanın metali, o yoğun
güzellik, mızrak, lamba ya da yüzük
olacak demir dolu barış,
saf irin, zamanın




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla