Tırmanan-adam ile Batan-adam birbirlerine dediler ki:
'Yakında seni ziyaret edeceğim. Elbette! '
Ve Tırmanan-adam: 'Sen mi beni? '
Ve Batan-adam: 'Sen mi beni? '
Kim kimi?
Ne zaman?
Gecenin geç saatinde, bütün yaşamın ortasında,
gözyaşından kağıda, giysiden giysiye,
dolaşırdım bu zalim günlerde.
Peşimdeydi polis
ve kristal aydınlığı saatte, yalnız
yıldızların yabanıllığında,
Git bul O’nu ve geleceğimi söyle
Bütün nezaketinle,
Ey her daim bir düğün şarkısı şakıyan
Baharatların yeli.
Ah, tezcek es kara topraklardan
Ve koş denizin üstünden
Giymiş sevdiğim incecik bir entari
Elma ağaçlarının arasında,
Şen şakrak rüzgârlar esmeyi
Arzular topluca orada.
Hoyrat rüzgârların taze yapraklara
Kurtarıcılar, bu Amerika'nın
üzerindeki şafakta, sabahın
ıssızlaştırılmış karanlığında,
halklarımın sonsuz yaprağını
sunuyorum sana ve sevinci
kavganın her bir anından.
“Efsaneler ve Mirolóyiler”den
22
Paçavralar içinde yürümek
kirli ellerle
“Efsaneler ve Mirolóyiler”den
9
Kendine –
süvari olarak, çeşnicibaşı olarak,
Manuela Beltran'dı bu kadın
(yıktığında zalimin yasalarını
ve bağırdığında: 'Zorbalara ölüm! ' diye.)
sanki yeni mısır-tohumları serpti
toprağımızın üstüne.
Nueva Granada'da oldu bu, El Socorro
Ey yalnız izleyicisi gökyüzünün, işitiyor musun
Herşeyin uyuduğu bu saatte
Gündoğumunun solgun kapıları açılsın diye
Eros'a yakardıklarını gecenin
Ve iççekişlerini harplerin?
Düzeltiyor aynadaki görüntüsünü ördek
özenle gece için.
Nihâyet gerçek bir dikkat
Saz şarkıcısının yalazlı sedaları için.
Sus pus olmuş millet ve dinliyor patikayı,
sokuyor sivrisinekler herkesi evde,




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla