Çok şey duymuştum zaman hakkında
duydum ki uzun olabilirmiş o
duydum ki salıverilebilirmiş
insan hem kazanıp hem de kaybedebilirmiş onu
duydum ki yerli yerinde ya da değerli olabilirmiş
iyi ya da kötü
İşte iğde kokuları çınlatıyor ortalığı çın çın
Tıpkı Çin-Çin Mahallesi'nin çınlattığı gibi
Kulaklarını Ankara'nın
İğdeler koktuğu zaman yılanları öldürme sakın
Açarken iğde çalısı
Piskopos kaldırdı kollarını,
yaktı kitapları meydanda
kendi küçük tanrısının adı için
ve dönüştü dumana
bu karanlık zamanda çürümüş eski yapraklar.
Bir zaman sultandım. Sayısını bilmezdim
haremimdeki kadınların, ne ki en çirkinini sevdim içlerinden.
Değil mi ki şarkı söylerdi bana, doldururdu kadehimi
ve silerdi gözyaşlarımı, ölüm fermanı verdiğim zamanlar.
[”Kasım Ayında Elin Titreyişi”nden]
Böylelikle, bir geceden ötekine,
Şili topraklarına çökmüş karanlıkla
birlik bu uzun saatte,
dolandım kapıdan kapıya sığınmacı olarak.
Öteki alçakgönüllü evler bütün Anayurttaki
her bir saban izindeki eller
Aynı uçurumdan ölüler, tek bir koyaktan gölgeler,
ta en dipten geldi böylece
büyüklüğünün kucağına gerçek,
herşeyi yokeden ölüm,
ve delik deşik edilmiş kayalardan,
kan kızılı sütun başlıklarından
Bir düğmeye bastığımda
beyaz lamba sarılaşıp olgunlaşıyor.
Bilincimi etrafı lastikli
desteler halinde sakladığım
çekmeceyi açıyorum.
Bu odanın ağası benim.
Göklerdeki Baba,
beni neden terkettin!
Anımsadın yemişi şubat ayında
ve yakut kızılı tendeki yarayı.
Öylesine açık benim sayfam da
ne ki görmek bile istemiyorsun sen.
İşsiz kara karga
elleri ceplerinde zıplayıp duruyor
dibinde bir çakıl ocağının
Yaşlı köhne araba
tıngırdıyor iki paslı telle
Sessizlik akıp gitti aramızda yıllarca. Şimdi sana yazıyorum vapur düdüklerine karışan saksafon eşliğinde. 'Birdman' Charlie Parker bölüyor geceyi bir ezgiyle. Müzik yasadışıdır şimdi. Yüreğimin duvarlarına gece yarıları yazılmış devrimci bir slogandır artık sevda. Badana çekilmiş çoktan üzerine. Gene de görünür yağmur yağdığında. TEK YOL DEVRİM! YAŞASIN AŞK! VENCEREMOS! Alıp götürüyor ezgiler beni Tunus'a. Bir gece geçiriyorum 'A Night in Tunesia'da. Yüzüne benzeyen bir kuştur ezgi. Hiç bir ağaçta bulamadığım. Göçmüş olmalı avuçlarımda ısıttığım serçe Kaf Dağı'nın ardına.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla