Kuşatmadaki bir orduyu duyuyorum ve gökgürültüsünü
Dizleri köpüklü atların suya batışını:
Kibirli, kara zırhlar içinde duruyor tepelerinde
Hor görerek yuları kımıldatıyor kamçıyla at arabacıları.
Geceye doğru bağırıyorlar savaş adlarını.
Orada filizlendi Araukanya'lı reisler.
Bu kara rutubetten,
volkanların çanağındaki
bu mayalı yağmurdan
yükseldi majestik at-göğüsleri,
ışıklı söğüt bitkisi,
Tatlı karmaşıklığından fırlatıyor
dokunaklı çiçeklerini Haiti,
bakımlı bahçelerini, ihtişamın
binalarını; denizi,
karanlık bir ata gibi beşikleri
tenden ve yerden oluşan onurunu.
Usulca gel ya da git usulca:
Yüreğin kederi sezse de
Koyakları ve hayli yitik güneşi,
Oread takınsın gülüşünü,
Dağın saygısız havasına
Tarat uçuşan saçlarını.
Ve o zamandan beri kan ve kül aktı.
O zamandan beri yalnız kaldı palmiyeler.
Küba, aşkımsın sen benim, işkence tezgâhına
bağladılar seni,
O şirin bağrının içinde olaydım keşke
(Ah ne güzel ne de şirin!)
Hiç bir yabansı yelin bana ulaşamayacağı yerde.
Bedbaht hırçınlıklar yüzünden
Olmak isterdim bağrının içinde.
Başkalarıyla birlikte olmak
hoştur ya da sıkıntılıdır
coşku ya da bunaltı verir
mutlu olabilir insan başkalarıyla birlikteyken
adamı çılgına da çevirebilir başkaları
hor kullanılabilir insan başkalarıyla birlikteyken
Daha sonra erişti tutuşturan bir alaz
Granitin saatine.
Almagros ve Pizarros ve Valverdes
Castillos ve Urias ve Beltranes
hançerledi birbirlerini ve bölüştüler
fethedilmiş ihanetleri,
Küba, köpüklenen çiçek, gürleyen
kızılın zambağı, yaseminçalısı,
çiçeklerin örgüleri altında bulmak zor
senin karanlığını, işkence edilmiş kömürünü,
ölümün bıraktığı o eski buruşukluğu,
köpükle örtülmüş yaraizini.
Kuvartzdan bir geçite dokunuyor kan.
Büyüyor taş damlanın düştüğü yerde.
Böylece doğuyor Lautaro topraktan.
Pablo Neruda




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla