Geçmişim mi, hüznüm mü?
Bazen bir mezar sessizliği kadar uzaksın,
Bazen daha dün yanımdaymış gibi.
Ne tamamen kayboluyorsun içimden,
Ne de tutup dokunabiliyorum sana.
Gün geçti derler yâr, Ben senden konuşulan vakitleri gün sayarım.
Geriye kalan saatler, takvimlerin hesabıdır yalnız.
Bir ömür seni beklerim derim de,
Ömür beni bekler mi bilmem.
Önce sen mi düşersin yola,
Yoksa dört kollu musalla mı gelir bana?
Kalbinde hapisken daha mutluyduk yâr,
Kilitlerimiz ellerimizdeydi.
Ne kaçacak bir yol arardık,
Sanma ki diriyim yâr, ölüler de yaşarmış meğer,
Ben yokluğunun yoluna düştüğüm gün öldüm gider.
Ne akıl kaldı başımda, ne menzil kaldı varacak,
Adını andım her adımda, yollar düğüm düğüm çöker.
Seni senle yaşamak mı,
Yoksa sensizliğine alışmak mı?
Kalmayı mı seçerdin yâr,
Gitmeyi mi?
Göz bebeklerinin sevincini özledim.
Bir çocuk gibi sebepsiz mutlu oluşunu,
Küçücük şeylerden dünyalar kuruşunu.
Müziğin bilmediğim tonları var sesinde,
Her harfinde başka bir mevsim açıyor gönlüm.
Bir kere konuşsan içimde susturduğum bütün yalnızlıklar
Başını kaldırıp seni dinliyor.
Sen konuşurken dünya biraz uzaklaşıyor benden, Saatler usulca yavaşlıyor.
Seni sevmek yalnızca elini tutmak değildi,
kalbinin ritmini avuçlarımda duymaktı.
Yan yana yürürken omzunun omzuma değmesinde
Aşk seninle güzel,
Yanmak bile güzel.
Yanımdan geçip giden bir nefesin,
Küllerime yeniden can verir.
Sen estikçe içimdeki kor harlanır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!