Seni sevmek yalnızca elini tutmak değildi,
kalbinin ritmini avuçlarımda duymaktı.
Yan yana yürürken omzunun omzuma değmesinde
bütün dünyanın sustuğunu hissetmekti.
Bir şehrin bütün ışıkları sönse bile,
gözlerinin içindeki o sıcaklığı takip ederek
eve dönebileceğimi bilmektir seni sevmek.
Ben seni sadece gülüşün için sevmedim.
Bir kahkahanın ardından nefes nefese kalışını,
heyecanlanınca kelimelerinin birbirine karışmasını,
bana bakarken sesinin fark etmeden yumuşamasını da sevdim.
Sana baktığımda bir yüz görmedim yalnızca;
huzur gördüm,
özlem duyulmadan özlenen bir yuva gördüm,
hayatın bütün karmaşasına rağmen
sığınılacak bir liman gördüm.
Yağmur yağdığında aynı şemsiyenin altına sığışımızı,
rüzgâr saçlarını dağıtırken
inadına gülüşünü,
üşüyen ellerini ceplerime saklayışını sevdim.
Ve en çok da,
kalabalıkların arasında gözlerin gözlerimi bulduğunda
ikimizin de aynı anda gülümsemesini sevdim.
Çünkü aşkın büyük mucizelerden ibaret olmadığını
seninle öğrendim.
Aşk bazen sabah uyanıp
ilk seni görmek istemektir.
Kahveni hazırlarken seni izlemek,
anlattığın bir hikâyeyi yüzüncü kez dinlerken bile
ilk kez duyuyormuş gibi heyecanlanmaktır.
Ben seni sevince,
zamanın acelesi azaldı.
Günler daha güzel doğmaya,
geceler daha sıcak geçmeye başladı.
Sanki dünya sen gelmeden önce de dönüyordu,
ama ilk kez bir anlam taşıyordu.
Şimdi aynı gökyüzünün altında,
aynı düşlere bakıyoruz seninle.
Kalbim her gün yeniden seçiyor seni.
Çünkü sen benim hayatıma sonradan eklenmiş biri değilsin;
sen hayatımın en güzel yerine kök salmışsın.
Ve eğer aşkın bir tarifi varsa,
o da budur belki:
Bir insanın yüzüne her baktığında,
onu ilk günkü heyecanla istemek,
ama bin yıllık bir huzurla sevmek.
Ben seni öyle seviyorum;
dokununca içimde fırtınalar koparan,
sarılınca bütün fırtınaları dindiren
tek insan olarak
Kayıt Tarihi : 28.10.2026 16:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!