Şimdi seni azat ediyorum gönül
Git, biraz da başka dertlerin yükünü taşı.
Bu gönül mahkemesinde görev süren doldu,
Şiir nöbetinden şimdilik serbestsin.
Ne var ki bilirsin,
Gözlerden ırak olsa ne olur, dilde mekân tutar yâr,
Avuca gelmez şu gönül, lâkin bir yâre dar.
Sığmaz iken bir nefese cânânın hayâli bile,
Nasıl derler kalptedir; cihâna sığmaz efkâr.
Gözlerimde yanan ateşi aşk sanma ey yâr,
O, yokluğunun gece gündüz beslediği bir cehennemdir.
Güneş doğar, gölgeler kaçar, mevsimler değişir;
Lâkin hicrânının harı sönmez gönlümde.
Nice yıldız gördüm semâda, nice şafak geçti ömrümden,
Gözlerin öyle güzel ki hayâlin bile yanında sönük kalır,
Seni görmeden evvel güzelliği bilirdim, meğer yanılmışım.
Bahar çiçek açar, yaz güneşi doğar, yıldızlar geceyi süsler;
Lâkin hiçbiri gözlerinde duran o sessiz ışığa erişemez.
Her an aynı mı olur ki,
Aşka her gün aynı bakılsın?
Her gün ayrı nefes, ayrı heyecan,
Ayrı yorgunluk, ayrı bekleyiş taşır.
Kimi gün bir çocuk gibi koşar gelir,
Tok sandık, meğer ikimiz de açmışız.
Birbirimizi unutmuş değil, özlemişiz.
Yokluğumuza ne varlıkta tok kalabildik,
Ne de yokluğa sığdırabildik ikimizi.
Bir yanımız sende eksik kaldı,
İnsanlık beklerken insanı unuttuk,
Gönül kapısını kapatıp sözü tuttuk.
Her canda bir sır saklıydı göremedik,
Kendimizden uzak düştük de yol sandık.
Aradık Hak diye dağda ovada,
Renkli kelebeğimdin sen,
Ömürlük sandım.
Meğer bir mevsimlik konmuşsun avuçlarıma.
Herkes kendi payına ölürken,
Niye başkalarının payına yaşar?
Kendi yolunu yürümek varken,
Başkalarının izinde kaybolur da şaşar.
Kendi gönlüne yabancı düşer,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!