Seveni insanın celladı olur mu?
Hem aşkla vurur, hem yokluğuyla.
Kalp benimken bile bende değil artık,
Kendi nerede, onu sorma; kim bilir nerede...
Bazen çıkacak gibi olur göğsümden,
İnsanı sevmeyen kişi
Hak der ise sözü boştur,
Can içinde canı görmez
Yolu yokuştur, sarp iştir.
Bir kuş konmuş pencereye,
Doldur ey saki,
Zaten kadehim kırık yerlerinden taşmakta.
Ne şarabın sarhoş eder beni, Ne de gecenin karanlığı. Ben çoktan onun yokluğuna içmişim.
Bir vakit hayatı nefes almak sanırdım,
Meğer nefes dediğim oymuş.
Histe kararan hatıralar var;
Işığı sönmüş, don tutmuş, titreyen hatıralar...
Yollarına nöbet tutan bir hasret var,
Her rüzgâr esişinde adını savuran.
Ey sâkî, sun meyi, kim cânım harâb olmuş bu şeb,
Hicrânın âteşiyle kül olup türâb olmuş bu şeb.
Bir dem visâlin ümîdiyle yaşar gönl-i zârım,
Bir dem firâkın elinde bî-hisâb olmuş bu şeb.
Her fâni niye ölümsüzmüş gibi bakar,
Onca güzellik varken neden kaçar?
Bir nefeslik ömrü sonsuz sanır da,
Açan gülü görmeden dalından kopar.
Dünya bir konaktır, gelen konar göçer,
Aç ışıkları görsün gözlerim
Korkma görünürüm diye zaten bedenimdesin
Tek kalbimde sanırdım seni meğer beden seninmiş
korkma aç ışıkları zaten seninim
Sızsın loşta olsa ışık zayıfta olsa göreyim
hala içimde yaşadığını bileyim
Kendini hapsettiğin kalbimden azat et yâr,
Açtım bütün kapıları, dilersen git.
Kal demeyeceğim.
Çünkü aşk, sevdiğini zincire vurmak değil;
Kalp bir göz değil yâr,
Kör bir kuyudur derler.
Madem öyle,
Sen hangi yıldız gibi düştün de
İçinde gökyüzü taşıyor şimdi?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!