Sanki asker arkadaşım şeytan. Okul arkadaşım, iş arkadaşım. Eşim. Sofrada benimle, yatakta benimle.
Yapacağım işe o karar verir..Bir de yaptığım işte başım belaya girmişse zil takıp oynar '' Ben demiştim.''
Ömrü hayatımda bir defa dedim ki '' Bunca yıl şeytanı dinledin de ne oldu, bir defa da fala kulak ver.''
Bölüm I: Köpük Gölünün Sırları
Köpük gölü, sıradan su kütlelerinden çok daha fazlasını vaat eder. İlk adımını attığında, su yerine masmavi köpük tabakası hissettiğini fark edersin. Bu tabaka öyle hafiftir ki üzerine bastığında değil battığın, aksine üzerindeki köpük katmanları seni kucağına alır.
Köpük kristalleri: Minik, gökkuşağının her rengini yansıtan geometrik yapılar.
Su perileri: Elbiseleri baloncuk tanelerinden dokunmuş gibi, her adımda inci tozları saçar.
BORAZANCIBAŞI
Şehsadeleri borazan sesi ile uyanır, borazan sesi ile atardı meydanlara ilk adımını. Borazan sesi ile karşılanır borazan sesi ile uğurlanırdı.
O sabah uyanmıştı, borazan sesi yoktu. Meydana inmişti. Borazan sesi yoktu. Meydandan dönmüştü. Borazan sesi yoktu.
Hükümet öyle basit iş değildir da
Hükümet demek icreat
Önce vereceksin destiyi eline
‘’Kıracaksın’’ diye dayak at
Hukuk mesnet dayanak mı ister
Desti; deste deste, dayak sille sile
BU BAHAR BAŞKA BAHAR
.
Cemre beklerken toprağa
Düştü Ali Gümüş’ün şehit haberi
…………………Balkusan’bağlarına
. …………………… Tuttu dağ taş yasını
BU İŞTE BİR İŞ VAR
****
Ben mi ters şeritteyim
Yoksa bela mı şerit değiştiremiyor da hep beni bulur
Avuçlarımdaki kuş uçar her daim ben gözyaşı seline boğulurum
Akar çeşme kurur ne zaman susuzluktan çatlasa dudağım
delil köse
......şahit lal
cımbız
çeker boşa kürek
................adalet loto
......................bu ne hal
İlk defa okuldan eve yorgun dönüyordum. Omuzlarımda bedenimin kaldıramadığı, bedenimin taşıyamadığı yorgunluk. Sanki ben okuldan eve dönen okul öğrencisi değil. Ben bir savaş kaçkını, savaş yorgunu. Ben hüzünlü, ben boynu bükük...
Kapıyı çalan ben değil, bir sığınmacı. Kapıyı açan annem şaşkın... Sorular peş peşe... '' Oğlum, bu ne hal? '' Oğlum, arkadaşlarınla kavga mı ettin? '' '' Oğlum; bir şeyini mi kaybettin? '' Neyimi kaybedebilirdim ki kitaplarım, defterlerim dersen çantamda. Hem nasıl kaybolsunlar. Çantamı bir evde kitaplarımı, defterlerimi koyarken açarım, bir çıkartırken. Annemin soruları bitmiyor. Annemin her sorusuna bir '' Cık, cık! '' sözcüğü ile cevap veriyorum. Ne annemin sorusu bitiyor ne benim '' Cık, Cık! '' lar. İçimdeki ses '' Başım ağrıyor anne'' de kurtulursun diyor. '' Başım ağrıyor anne'' dememle annemin yüzünde bir gülümseme, elinde bir ağrı kesici '' Ben senin üzüntüne dayanamam.'' diyor. İçimdeki ses '' Duy, duy! '' diyor. '' Sen anneni üzmeye dayanıyorsun.'' diyor.
Hap dilimin altında, girdim odama.Tükürüp attım pencereden. Pencereyi kapadım, odamın kapısını kapadım, halimi gören duyan olmasın dercesine. Bedenimin bir yerlerinde bir pencere açık olmalı. İçimdeki ses kafasını çıkartıp çıkartıp '' Söylesene annene yarın okula gitmeyeceğim diye'' Yok, söyleyemem. '' O zaman öğretmene ödev yapmadım de'' Yok, yok diyemem. Öğretmen ne demişti? '' Ödevini yapmayan yarın okula gelmesin.'' İlk defa içimdeki sese başkaldırdım '' Ödevimi yapacağım, okula da gideceğim.'' İçimdeki ses birden sustu. Sustu, alışkın değildi kaybetmeye.
Biz çağ atladıkça çatır çatır çatlıyor çekemeyenler. '' Çatır çatır'' çatlasınlar. '' Hop hop'' hoplasınlar. '' Zıp zıp'' zıplasınlar. Biz çağ atladık çağ.
Şükür'' Ben yemek yapmasını bilmiyorum.'' diyemez oldu yeni gelinler. Öğrettik onlara kanal kanal yemek yemeyi. Yemek yeme adabını. Neydi düne kadar insanların görgüsüzlüğü tabağı kaşıkla boşalttıkları yetmiyormuş gibi bir de parmakları ile sıyırıp parmaklarını ağızlarına götürürlerdi.
Siz gördünüz mü yemek yapma yarışlarında öküz gibi önüne geleni yiyeni. İyi ki yarışma programları var. Programlar yemek yapmayı öğretmekle kalmıyor bir de yemeyi öğretiyor.
ÇAĞ BÖYLE AŞILIR
Hangi kanalı açsam ‘’ Eğitimde yeni model’’
.
‘’ Eğitimde yeni model’’ haber öncesi, haber sonrası.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!