BİZİ BİZ YAPAN OYUNLAR
Birdirbir bizimdi
Adı çocuk oyunuydu
Oynadıkça büyürdü yüreğimiz
Birbirimizi nasıl sarardı kollarımız
Öğretmen yazmaktan başka çaremizin olmadığını söylüyor da başka bir şey söylemiyor. ‘’ Yazmamak gibi bir hakkınız yok, olmamalı da.’’diyor. Fazla değil sadece bir cümle. Yaratacağınız tek bir cümle sizi kolları ile saracak koca bir dünya. Yaşamak istiyorsanız, yaşamaktan zevk almak istiyorsanız, ‘’ Mutlu olmak benim de hakkım.’’ diyorsanız yazmaya mecbursunuz.’’ diyor.
‘’Öğretmen yazmaya mecbursunuz’’ diyor da başka bir şey demiyor. Bir de dönüp dönüp sınıfa soruyor ‘’ İçinizden ‘’ Ben yazacağım’’ diyen bir tek kişi var mı’’ Sınıfta çıt yok. Başlar öne eğik, nefesler tutulu. Öğretmen bir daha anlatıyor bir daha. ‘’ Yazmaktan başka şansınız yok.’’ Bir daha soruyor bir daha ‘’İçinizden ‘’ Ben yazacağım.’’ diyen bir tek kişi yok mu? ’’ Dilimi eşek arısı soksaydı da ‘’ Ben’’ demeseydim. Aslında ben soru sormak için ya da içimdeki korkuyu dile getirmek için parmak kaldırmıştım. Ben parmak kaldırıp daha ‘’ Ben’’ demeden sınıfın bütün dikkati bana yöneldi. Öğretmenin dikkati bana yöneldi. Bir anda sınıfın kahramanı olmuştum. Sınıfı kurtarmıştım öğretmenin ‘’ İçinizden ‘’ Ben yazacağım.’’ diyen bir tek kişi yok mu? ’’ sorusundan. Sınıf rahata erdi, benim başım belada.
Başım belada. Daha ‘’ Be ben’’ demeden öğretmen alıyor sözü ağzımdan. Beni övüyor da övüyor.
Benim ile yalın ayak yola gideni
Kırkkuyu’da keçi koyun güdeni
Kuyudan helke ile soğuk su çekeni
BİL İSTEDİM ERMENEK
Seni yıldızlı gecelerde seyreyledim Yasıkaya’dan Ermenek
Yıldızlar mı secdedeydi sen mi ermiştin semaya çözemedim
Bir at olsaydım doludizgin
Nasıl koşardım umutların ardından
........................................Dört nala...
Soluklanırdım bir dere kenarında
Koyardım heybeme yeşilin tonundan
BİR BAŞKADIR
GARİBİN SEVDASI
Garibim günleri bilmez
Garibim aybaşlarını bilir
Ay sonlarını
BİR DENER MİSİN GÜLÜM
Ok üstüne ok saplanır yüreğime
Kan üstüne kan damlar
Yaş üstüne yaş damlar gözümden
Bir de bilinmezim, sızlanır ona ağlarım
BİRİ ELİMDEN ŞU KALEMİ ALSIN
Düz yolda görünmez kazaya kurban gittim.
Yolda yürümesini bilmeyen ben yürümeyi bırak dokuz takla attım. Ayakta iki çatlak, üç kırık. Doktorlar şaşkın’’ Nasıl olur da iki çatlak üç kırık…’’ Ben bir yandan acıdan kıvranıyorum bir yandan haykırıyorum ‘’ İki çatlak, üç kırık böyle olur.’’ diyorum. Doktorun biri geliyor, biri gidiyor. Ağızlarını bıçak açmıyor.
Nasıl olduysa üçüncü gün doktorun birinin eşref saatine rast gelmiş olmalıyım ki ağzından bir cümle duyabildim. ‘’ Acelemiz yok altı ayda iyileştiririz.’’ Bu iyi bir haberdi, ayağım kesilmeyecekti.
BİR MASAL VARMIŞ
***
Hoyrat değildi kibir
Aynı kaptan yenilir içilirdi
Yırtığa yama biçilirdi
Ayıp değildi yokluk




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!