DALKAVUK SÖZÜNE ALDANMA
..
Ateş sarmışsa bacayı
Duman tüter
Korku sarmışsa bedeni
Ölüm yakın
Baharımsın, baharda çiçeğim
Gözümde yağmurun taneleri
Dökülür damlalar, serinler gönlüm
Sende söner, gönlümün ateşi
Yorganımsın, sarılır gecem
Gizli satırlarımda sen vardın
Salan köklerimde sen vardın
Açan yapraklarımda sen vardın
Kokan çiçeklerimde sen vardın
Görmediğim rüyalarda sen vardın
Caddeler insan seli
Yürür üstüne üstüne
Caddeler insan seli
Selde sürüklenir
Boğulur girdabında
birdamla
DAVET BEKLEMEZ ZAMAN
Zamanı avucuna alabilmişsen
varsın balık ol ırmağında
kaptır kendini suyun akışına
bak, nasıl da geçiyor zaman
.
Çürüdü Orhan Veli mezarında
Şiirleri mısralarında ağladı
Mısralar kitaplarda
Ne sen duydun
Ne ben
.
DİKKAT! ŞİİR UYUYOR
Şiirlerimde dans ediyormuş sözcükler
Hangimizin beyninde kaynamaz ki kazan
Damlamaz ki tenimize buhar damlaları
DİLENCİYİM SOKAK SERSERİLİKLERİN
Ne hastayım ne yasta
Koronaya divanpençeyim
…………………….Güneşe uzak
..…………………….Sokağa üç adım
🫧 Dilin Çarpık Dansı – Köpük Köpük Gıdıklayan 200 Sözcüklük Absürt Metin
Nokta, virgüle evlenme teklif ettiğinde cümleler düğün davetiyesi gibi dağıtılır. Fiil, öznesini terk eder; “Ben gidiyorum” derken bile yüklemle flört eder. Zamirler, aynaya bakıp “Ben kimim?” diye ağlar, sonra kendini üçüncü tekil şahıs olarak tanıtır. Paragraflar, birbirine selam vermeden geçer; biri diğerinin ayakkabısını giyip sahneden kaçar.
Kelimeler, sabun gibi köpürür; Her harf, bir banyo lifi gibi iç gıdıklar. Bir cümle, diğerine “Seninle aynı paragrafta olmak istemiyorum” diye dava açar. Yüklem, özneye “Seninle artık aynı anlamı paylaşamıyoruz” derken, bağlaçlar araya girip barıştırmaya çalışır.
Başlık: Kıvımın Absürt Evreni – Donla Başlayan, Gül Kokusuyla Bitmeyen Bir Metin
Donun lastiği gevşediğinde evrenin dengesi bozulur. Çünkü don, sadece bir giysi değil—bir metafordur. Bir eşek, donla flört edebilir mi? Evet, çünkü eşek burada sadece bir hayvan değil—bir kıvımın taşıyıcısıdır.
Bir gün bir eşek, bir gül bahçesine girer. Gül kokusu eşeği sarhoş eder. Eşek, gülün yaprağını yer. Gül, “Ben bir metaforum!” diye bağırır. Eşek, “Ben de bir simgeyim!” diye karşılık verir. Ve o anda don düşer.
Bir adam gelir, elinde helke. Guyudan su çeker, ama su yerine kelime çıkar. Kelime: “Uzuv” Adam şaşırır. “Bu bir uzuv mu, bir yankı mı, bir ritim mi?” Kelime cevap verir:
“Ben bir kıvımım. Beni anlamadan giyemezsin.”
Adam donunu çıkarır, kelimeyi giyer. Artık çıplak değildir—metinle örtülüdür.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!