Ruhum aldattı aklımı, kopardı yarıştan,
Sığ kabuğuna debelen, derinde
boğulursun!
Sadık ol düzene, ağır ağır uyutulursun,
Eğriye maskara olup doğruyu unutursun.
Söz verdik rüzgara, fırtınaya yakalandık,
Küslük bahçesi kurduk, tuzlu kahveye
kandık.
Direndi dostluk, tatlı anıları kırk yıl saydık,
Bu çağda, bu devirde diye cezayı zamana
Neredesin ey sevgili...
Zamana mı saklandın, geçmişe mi sıkıştın?
Ben mi hızlı koştum hayatı, sen mi uykuda kaldın?
Rüyada ben miyim, yoksa sen mi yolunu tamamladın?
Neredesin ey sevgili, kimden sorayım seni?..
Hayat davetini yaptı, kurdu çarkını,
Adın ile başladı yazılan ilk sayfalar.
Kimi tahtına kuruldu, kimi tahta beşiğe,
Kimi parıltılı oyuncak buldu,
Kimi kırık bisiklete tav oldu.
Yeniden başlasam sana yazmaya,
Nerede kalmıştık, hangi bakışta?
Mutlu bir anda mı, umudun mezar taşında mı?
Ömür pazarında, itiş kakış arasında,
İki kişi miydik payımıza düşeni alırken,
Sen denizde unutulan son balık
Bana düşen kalabalıkta sıkışmışlık
Senin yüreğin yosun tutmuş
Ben ise nefes almayı unutmuşum
Seninki çaresiz bir özgürlük
Gövdesi olmayan bir siluet oldun,
Aşkı demire döktün, eğip büktün.
Sabaha sağır kalktın, geceye altın taktın;
Kargadan sahte bülbül yaptın,
Gülü kafese kapatıp bahçesini yaktın.
İyilik post oldu, serildi yere,
Etrafımda eksik sevgiler,
Sızlıyor eski yaralarım...
Şans bir ara uğradı yanıma,
Sevemedi beni, uğraşmadı;
Tarafsız değilmiş demek ki,
Sahipsiz olana değmezmiş.
Dokunmadan, okuyarak sevdim seni,
Yüzünü görmeden çizdim resmini.
Mavi rengi sevdiğini düşündüm hep,
Adın yoktu bende... Sessiz Mavi koydum.
Sesini duymasam da sözünü koydun,
Sırrımı dualara anlattım,
Dualarımı duvarlara sakladım.
Beyaz bir yalnızlık onlarınki,
En saf acıları sayıkladım,
Üstünü astar ile kapladım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!