Penceremden gölgene takılıp kaldım,
İzler silinmesin, taze koksun diye,
Hafızamda gidişinin ayrılık sesleri,
Ömrün orta yaşına bağlı oldum; durdum.
Soluk geceler; sensizlikten değil,
Okudum bana sunulan hayat kitabını;
Kimi dize altı çizilmiş, kimi sayfa bükülmüş.
Baktım, tam ortasındayım ömrün:
Ne altı çizilmiş ne de bükülmüş,
Adıma yazılan okunmadan atlanmış...
Bir çocuğun imparatorluğudur sevgi,
Yüreğinde saklıdır sandıklar dolusu hazine...
Küçücük elleriyle, hesapsız ve taze,
Dağıtır dünyaya unutulan sevgiyi.
Onun krallığı masumiyetle yönetilir,
Yoksa sen miydin kahve kokusunu sevdiren?
Kokunu bastırsın diye içine düşen ben miyim?
Sen misin sigaranın dumanında tüte tüte gelen,
Yoksa sigaram mı her nefeste seni alıp getiren?
Vazgeçilmezim; kahvem, sigaram ve sen...
Sahte bahara yabancı değilim,
Mevsimsiz otlar sardı bahçemi.
Acı bir koku yayıldı rüzgarın dilinden,
Tanıdık bir vurgun dertli gönlüme.
Yanlış duygular işgalci sol yanıma,
Farklı bir ses fısıldadı ruhuma;
Aynası alışılmış, yansıması yabancı.
Aynı tonlama, apayrı yankı...
Görünmez bir dil, duyulmaz nefes;
Boşlukları doldurmadı, dokundu geçti,
Milyonlarca satır arasından adımı seçti.
Gerçekten zamanın bir merhemi varmış,
Her geçişte bir parmak yarama çalmış.
Seni de benden parça parça almış;
Geriye, sıkı sıkı tutunduğum mazi kalmış.
Sensiz geçen zamana kin gütmüşüm,
Bir masalın içinde düşteyim,
Kalbime zimmetli gülüşteyim.
Gerçeklikten bağımsız,
Sihirli bir sevinçteyim.
Zamanın yollarına adın yazılmış,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!