Derbeder yaşamak bana göre değil.
Yapılacak birşeyler hep var biliyorum.
Sebepleri halk eden yaradan varken,
Ben, seninle zaman kaybediyorum.
İmkansıza kapalıdır benim dünyam.
Ey yüce makamın, münkir sahibi,
Hakka zulümsün, nefsim de ne ki.
Asan bile keskin mülkiyetindeki.
Ne vahşi azamet üzerindeki.
Yek olmuş eşrafın ateş saçıyor.
Ne yağmur vardı,
Ne de aşkın havası.
Namümküne bağlanmış,
İmkânsız müptelası.
Çınarlar yeşerdi boz yamaclarda.
Yemyeşil yapraklar döküldü gitti.
Sinsi sırtlanlar ile kaldık başbaşa.
Aslan yurekliler sır olup gitti.
Yele verdik harman yerini.
Cenneti terk etmek üzmüyorsa.
Rab’i kızdırmak ürkütmüyorsa...
Ahret inancın yoksa üstat!
Ne diyeyim ki sana, ne söyleyeyim.
Gözyaşıyla yetinmeyip, kan akıttın.
Yolun yorulduğu yerdeyim.
Yokluğun belirdiği yerdeyim.
Ne susuz bir baharda,
Ne sonsuz bir çöldeyim.
Bolluk fışkıran toprağın üstünde,
Azgın benlikle dip dibeyim.
Nerede miyiz.
Güneşin batıdan doğacağı yerdeyiz.
Bildiğin her şeyin yalan olacağı yerdeyiz.
İhtimaller iklimindeyiz.
İtin atı tepip,
Hastalanmışsın.
Kötü bir hastalıkla savaş veriyormuşsun.
Üzüldüm...
Yaşamın baharında olan,
Hayata zorla tutunan bir umut için üzüldüm.
Ne mi yaptık…
Kapıyı da kalbi de kapalı bıraktık.
Eskiden kalp gözüyle bakardık, vicdanla.
Şimdilerde vicdanı da adaleti de duvara astık.
Uçup giderken ömür,
Ne seyitsin, ne Seyda,
Böyle halk etmiş Hüda.
Gözlerin hep yollarda,
Nedir meramın senin.
Geldin, kalmayıp gittin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!